sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sinema etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Paper Memories

  • 0
Theo Putzu'nun, stop-motion kısa filmi ile interneti zaplarken karşılaştım. Hem görsel olarak hem de ifade ettiği hisler topluluğu olarak etkileyici bir hikaye.

Seksen Günde Devrim Alemleri

  • 0


Merkez medya gastelerinin hit manşetçibaşlarına nazire yaparcasına bir başlık ile kıp kıp kıp diye göz kırpmak gerek kuzey afrika diyarına. Bir de şöyle birşey var ki;

"Devrim onun uğruna mücadele edenleri bile hazırlıksız yakalar." Ryszard Kapuscinski@Express Ocak sayısında okundu, blogda şubata marta bağlayan bir geceyarısı paylaşıldı.

Bu sene doyasıya film izleyebildiğim bir if! geride kaldı. Lakin hala zamansızlıktan izleyemediklerime yanmakla meşgulüm, misal Skeletons. Kültüre ve Sanata bakanlığından tanıdık edinip birşekil izlemek lazım, seed me seed me. Bunun yanında aylar öncesinden fragmanını izlediğimde ilgimi celbeden film Rubber ve aynı günde izlediğim diğer iki film R. ve Lemmy festivalin benim açımdan en iyileriydi diyebilirim ama hergün yeni toplu mezarların açıldığı bir diyarda yaşıyorken Son of Babylon'u da atlamamak gerekir tabii. Başbakanım olsa gözlerinden boşanırdı yaşlar kesin. Çocukların aniden adamlığa geçişe zorlandığı bir iklimden -pek uzak değil- Irak'tan bir Ahmed ile onun babannesinin, baba-oğul arayışındaki yol hikayesi.
R. ise kısayoldan anlatmak için bir diğer Un prophète denilebilir, değil mi Cemil? Benim adım Cemil. Filmin oyuncularından ve aynı zamanda filmin uyarlandığı kitabın yazarı kişinin de film sonrası söyleşide dediği gibi kesinlikle bir feel-good movie değil. Son senelerde hapisane filmlerinde gözle görülür bir artış mı var ne, birisi de hayata dönüş öperasyonunu anlatsa ülkemizi dünyaya yanlış mı tanıtmış olur acep? Lemmy bildiğin Lemmy Kilmister fazla söze hacet yok, şurdan fragmana bir bakın da neler kaçırdığınıza yanın. Ve Rubber, zihinlerde yer etti. Neymiş sadist ruhlu, telekinetik bir materyalden yapılmış tekerleğimiz -yanılmıyorsam ismi George idi- hayata dönüş operasyonu geçirir ve türlü saykodeliklerle olayları geliştirir, arka planda seyirci rolündeki seyirciler pek ilgimi çekmedi yalnız belirtmeden geçemiycığım. Şöyle de bir posteri var.



The Walking Dead

  • 0

Wikileaks'in torrentlere belgeleri salıverdiği günlerden geçerken, milletçe birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var mı? yoksa komplo içinde komplo mu var, dream within a dream dermiş gibi. oyuna mı getiriyonuz lan bizi amerika, yoksa kafamıza bişeyler insepşınlıycan da onun yolunu mu yapıyon?

amaan koy g.tüne rahvan gitsin, zombilerle uğraşmadığımıza şükredelim biz en iyisi diyoor ve ekranlarımızı the.walking.dead.s01e05.hdtv.xvid-fqm.avi ye bağlıyoruz. o da nesi diyenler için ,fena bir dizi değil zombili felan zombi kültürüne yeni eklemeleri olacak gibi misal atlı kovboy polisi, belirtelim. yeni lost adı altında pompalanan diziler arasında çok büyük beklentilere kapılmadan haftada bir kere alınması tavsiyedir. prison break'in hatun kişisinin de burda olduğunu söyliyeyim, sevenine sevmeyenine. poster de pek güzel, bir şans verin derim.

Gremlins

  • 0
Yakın zamanda Gremlins'i tekrardan izlemiş biri olarak, Sci-fi channel'ın reklamı bir kat daha hoşuma gitti.



Hazır gelmişken, filmin herkese birşeyler öğretmesi gereken diyaloglarından birini buraya koymadan da olmazdı.
Billy Peltzer: Do you ever get depressed on Christmas?
Kate: I don't celebrate Christmas.
Billy Peltzer: Are you Hindu or something?
Kate: No, I just don't like to.
Billy Peltzer: What's not to like? I mean, it's a lot of fun.
Kate: God! Say you hate Thanksgiving, and nobody cares. But say you hate Christmas, everybody
makes you feel like you're a leper
.

Scott Pilgrim vs. the World

  • 0


dipnot: Jesse Eisenberg ile Michael Cera kişileri, şimdiye değin benzer karakterli rol kılıflarına girdiklerinden mi olsa gerek bende tek bir kişiymişler hissiyatı yaratıyorlar.

Edgar WrightSpaced, Shaun of the Dead, Hot Fuzz gibi Simon Pegg'li ve ingiliz mizahı kokan filmlerle tanırdım ki, izlenecek filmler listesine de bu referanslarla girdi Scott Pilgrim vs. the World. Daha önce farklı türlerde (zombili, polisli aksiyonlu) filmleri başarılı şekilde tekrar yorumlayan ve bonusları toplayan Wright, bu kez de şaşırtmadı beni sağolsun. Amaaan çizgi roman uyarlamalarının da b.kunu çıkardılar demeyin, gönül rahatlığıyla izleyebilirsiniz. Bu arada filmdeki indie etiketini de Michael Cera'nın varlığı kuvvetlendiriyor mu ne. bulunduğu her filmin indie movie olarak etiketlenmesine yol açacak sanki, en azından bende öyle bir hava oluştu.

Bu arada Simon Pegg'i de kankası Nick Frost ile senaryosunu yazdıkları Paul isimli film ile analım burdan. filmin konusu için imedebe'de demişler ki; Two British comic-book geeks traveling across the U.S. encounter an alien outside Area 51. demişler.

Şakalarespriler ve Sinema

  • 1


Sevdiğimiz İrlandalı Colin Farrell, kariyerini Miami yolundan Brugges tarafına kaydırmasıyla gözüme girmişti. Amman bu yoldan ayrılma der olmuştum ki sağolsun kırmıyor beni. Henüz Ondine'ı izleme fırsatı bulamadım ama gelecek filmi ile güzel günler göreceğiz, ingiliz aksanı kokan gangster filmleriyle dolu günler demiş gibi oldu. Uzatmıyayım, Oscarlı Scorsese filmi the Departed'ın da senaryosunu yazmış William Monahan'ın yönettiği London Boulevard'ı, yakın zamanda izleme fırsatı buluruz diye umuyorum. Filmde kadın oyuncu olarak da beğendiğim anoreksiyalılardan Keira Knightley var ki very şukela. Birisi fragman mı dedi, this way.

bitti mi sandın, bitmedi.

bonus babında bir de şöyle birşey var; indie filmleri ile gönlümde taht kurmuş yapım şirketi, fox searchligt pictures'ın sektörde onbeşinci yılı dolayısıyla çekilmiş güzel bir vidyo.

bu sevda bitmeeeez.

uluslararası gündemi uzun süre meşgul eden şilili madenciler vakasının filme çekilmeyeceğini düşünen yoktu herhalde. [burdan yeni filmimin [yeni derken] holivudun çektiği senaryo sıkıntısına dair bir belgesel olacağını duyurmaktan övünç duyarım.] böyle bir filmde rol alması düşünülen en olası isim de bana kalırsa javier bardem olsa gerek. Der ikeen , üstüne bastın ayağını kaldır diyor yan hakem, javier bardem'li haberler bulvar gazetelerine düşmeye başlamış bile.

zincirlere vursalar, zamanı durdursalar, sırtımdan da vursalar...

Helena Bonham-Carter, Colin Firth, Geoffrey Rush gibi güzel oyunculardan kurulu bir İngiliz filmi daha yolda efendiler. Hem de önemli dallarda Oscar adaylıkları alacağı düşünülen bir film bu. The King's Speech . İkinci dünya savaşı zamanlarında, konuşma bozukluğundan muzdarip ingiliz kralı altıncı henry'nin hikayesini anlatan filmde yönetmen, John Adams ve The Damned United filmlerinden tanıdığım, bildiğim Tom Hooper.

Noel yaklaşıyor ya çoklu yönetmenli, sevgi temalı holivud filmlerinin de son rötuşları yapılmaya başlanmıştır gayrı. Üç vakte bizim yönetmenlerden de içinde şafaksezer'in olacağı bir kurban bayramı derleme filmi beklerdim. Her ufak filmde başrolünü şafaksezer'in oynadığı bir komikli şakalı hikaye anlatılsa, milletçek gülmeye eğlenmeye ihtiyaç duyacağımız şu günlerde şafaksezer'e doysak. negzel olmaz mıydı?

Trolljegeren

  • 0


Tanım: belgesel izlenimi vermeye çalışarak çekilen kurmaca filmlere mockumentary denilir. Örnek veriyorum Borat. Norveç sinemasından da bu türdeki filmlere yeni ve güzel bir örnek daha eklenmek üzere.

Norveçli bir grup gencin, hükümetin insanlardan gizlediğini düşündüğü Trollleri bulmak amacıyla çıktıkları hikayenin anlatıldığı mockumentary filme de Trolljegeren -Troll Hunter- denilir. Yukarıdaki resim filme ait değil, ancak AftenPosten gazetesinin filmi tanıtırken kullandığı resimdir, burdaki fragman ise kesinlikle filme aittir. Bekleyip görelim, umarım izleme fırsatı bulabiliriz.

127 Hours



James Franco favori oyuncularımdandır, kendisini en son Howl'da Allen Ginsberg rolünde izlemiş idim. Şimdi de Danny Boyle ile ortaklığa giderek, based on a true story bir filmde, bir dağcının mahsur kaldığı zorlu saatlerinin anlatıldığı, 127 Hours'da yer alacakmış. Ryan Reynolds
da Buried'de gömülü kalmışken güzel bir sonbahar bizi bekliyor demektir. Bu arada 127 Hours'un fragmanı çıkmış, şurda.

Bu arada Grindhouse'daki çakma fragmanlardan gelen filmler serisine Machete'den sonra Hobo With a Shotgun! da dahil oldu. Bu sene kangölü civar köyleri sele boğabilir. Attensione plz.


May the Force Be With You



Biliyonuzdur dün akşam sienbisi-e'de bu kez orjinal sırasıyla star wars gösterimleri A New Hope ile başladı. Bunun üzerine gaza gelen Andy Helms isimli bir vatandaş da, bir gecede orjinal üçlemeye dair üç poster çıkarmış ortaya. Ben bu ikisini daha beğendim.


Monsters



Göstermeden korkutmacalı canavarlı filmler türünde yeni bir film geliyor sinemalara, Monsters ismi de konuyu kısaca özetleyen. Ben bir district 9 gibi, merakla beklemiyeceğim ama yönetmen Gareth Edwards'a gelecek Neill Blomkamp demeler başlamış bile internetlerde. Ha bir de nemelazım posteri güzel.

Biutiful



Alejandro González Iñárritu'nun Guillermo Arriaga'sız ilk uzun metrajlı filmi Biutiful için bir fragman yayınlanmışmış. Javier Bardem'in başrolünde yer aldığı -ki geçtiğimiz Cannes festivalinde bu filmdeki rolüyle en iyi erkek oyuncu ödülünü almıştı- fantastikli film Biutiful, buralara ne zaman gelir -muhtemelen bir festivale- bilinmez ama izlemeyi merakla beklediğim filmler listesine ekledim ben. Filmin fragmanı için şurdan.

Ve beklenen gün geldi..

  • 1


Favori oyuncularımdan Steve Buscemi HBO'nun yeni dönem dizisi Boardwalk Empire'da başrolde yer alacak, hatta alıyor diyelim. Kendisi, izlediklerim içinde daha önce de kendi yazıp yönettiği Interview'de başroldeydi. Bu kez de, 1920'ler Atlantic City'sinde Nucky Thompson'ın hayatını anlatacak dizide bizzat Nucky Thompson karakterine bürünerek ekranı seyirlik kılacak. Yapımcılar arasında Martin Scorsese de yer alıyormuş. Bekliyoruz, ilk bölüm 19 eylül'de.

***

Yaz döneminde takip ettiğim, üç bölümü ile tadı damağımda kalmış BBC dizisi Sherlock'un yeni bölümü ufukta görünmese de zamanı olanların izlemesini öneririm. Dizi beklediğiniz gibi bir Sherlock Holmes uyarlaması, günümüzde geçeninden, ve yaratıcı kadro içinde Coupling ile bildiğimiz sevdiğimiz Steven Moffat var.

Nice Posterler

  • 2
http://www.tstout.com adresinde ala tasarımlı nice posterler ikamet ediyor. Çek it out plz.

the American

  • 0


Control ile tanıdığımız, sevdiğimiz yönetmen Anton Corbijn'in George Clooney'li filmli the American radara girmiş idi. Şimdi de yeni bir posteri yayınlanmış, (vintage mode on) başarılı buldum siz ne dersiniz?

Scott Pilgrim vs. the World

  • 0

Çektiği tür filmlerine taşıdığı absürd bakış açısıyla beğenimi kazanmış ingiliz şahsiyet Edgar Wright bu kez bir çizgi roman uyarlaması ile geliyor. Olay şu, Michael Cera tarafından kanlandırılan kanadalı çocuk Scott Pilgrim yeni kız arkadaşının kalbini kazanması için, kızın yedi eski sevgilisini yenmesi gerekmektedir. Ve olaylar gelişir. Fragman için şurdan. Benzer bir çizgi roman uyarlaması Kick-Ass de izlemeye değer bu arada, gözden kaçmasın.


The Boat That Rocked

  • 0


Sevgili ingiliz şahsiyetleri; Bill Nighy, Nick Frost, Rhys Ifans ve Emma Thompson ilen P.S. Hoffman evvel zaman içinde1960lar dünyasında bir korsan gemisinde. bu gemiden gece gündüz zamanın rock & pop şarkılarını yayınlayan korsan rock radyosunun hippi dj leri. Eşsiz soundtrack seçimleri. Kötü hükümet adamı rolünde döktüren Kenneth Branagh. Üstüne bir de feel-good movie şeklinde tabir edilen filmleri sevenlerden iseniz, kaçırmayın bu filmi. Ben izlemekle kalmayıp, soundtrack albümünü de edindim. Ordan bir parça ile sonlandırayım yazıyı, The Kinks'den geliyor All Day And All Of The Night.

Doc

  • 0


Günün olayı: Bunca yıldır, geleceğe dönüş 4'ün çekilmesinin planlanıp da christopher lloyd'un ölümü nedeniyle çekilmediğine inanan ben, zamanda yolculuğa dair tüm bilgisini borçlu olduğu insanın yaşadığını görünce -Chuck'un s03e16 bölümünde- sevindi.

Bu arada zaman makinası nasıl yapılır sorusunun cevabını arayanlar burdan buyursun.

Paper Man

  • 0
Hafızamda en çok John August filmi the Nines ile yer etmiş Ryan Reynolds. Şu zamanlarda kendisi çizgi roman severleri tarafından green lantern ilen beklenirken, şaşırtmaç yapıp tayt giyme çalışmaları kapsamında paper man filmi ile yanaşıyor ekranlara. Reynolds filmde Jeff Daniels'ın canlandırdığı orta yaşlarındaki bir yazarın hayali kahramanı olarak takılıyor. Fragman da eğlenceli dururken izlemek gerekir, ben hatırlatırım yine korkmasın kimse.

Adrien Brody - High School - Splice

  • 0

Adrien Brody favori oyuncularımdan değildir, öyle aman yeni filmi çıkacakmış not edeyim bir kenara demem. Oynadığı filmler içinde de en sevdiğim olanı da oscarlı filmi The Pianist'ten çok, Wes Anderson'ın yönettiği, üç kardeşin tren ile hindistan'ı aştığı eğlenceli film The Darjeeling Limited'dır. şimdilerde iki film ile geliyormuş Brody, bir tür alien hikayesi olan Splice ile bu yılın Pineapple Express'i olmasını beklediğim High School. Beni cezbeden de yeni bir alien hikayesinden çok, Sundance Festival görmüş geçirmiş, stoner movie tarzı lise filminden çıkan adrien brody'li trailer oldu.
Bu arada madem The Darjeeling Limited'in adını andık filmden ara notlar vereyim.
.Filmi izleyenler Jason Schwartzman'in canlandırdığı Jack karakterinin ayrıldığı kız arkadaşını bilecektir. Bu ikilinin hikayesinden bir kesit Hotel Chevalier ismindeki kısa filmde geçiyor ve kız arkadaşı da Natalie Portman oynamış. Filmi izlemek isteyenler burdan buyursun.
.Francis Ford Coppola'nın evlatlarından Sofia'yı biliyorduk da The Darjeeling Limited'da Ramon Coppola da yazar kontenjanından yer almış.

Holivud Translation

İngilizce dışında çekilmiş filmlerin bir de holivud uyarlamasının çekilmesine iyice alıştık artık sanıyorum. Hatta bu filmlerin, amerikan tarzı dublajı olarak etiketlenmesini ve avrupa/uzak doğu filmlerinin dvd versiyonlarında ingilizce dublaj yerine bu çekilecek versiyonların konulmasını holivud filmlerinden sorumlu alt komisyondan talep ediyorum. Neyse, tiradıma sebebiyet veren film, geçtiğimiz senenin beğendiğim filmlerinden Let the Right One In'in holivudcası Let Me In. film setinden ilk kareler de internette boy göstermeye başlamış. Kimin umrundaysa.