tehran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tehran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sound of Tehran

Sound of Tehran

  • 0

tahran'da çektiğim fotoğraflara, fotoğraflardaki insanlara aylar sonra bakarken küçük insanlığın yılmaz bir neferi olduğumu tekrar tekrar hatırlıyorum.


her şehrin bir tınısı vardır önkabulü ile hareket edecek olsaydım tahran'a doğru, gördüklerim bir philip glass bestesine benzer şekilde titreşirdi herhalde. istanbul'da, koca bir senfoni içinde var olmaya çalışan, sesini çıkarmak için sırasını bekleyen davul gibiyim. sıram geldiğinde ortaya çıkan gümleme düşüncelerimin önemini yansıtır yükseklikte olmalı. herkes duymalı söylediklerimi ve behold diye haykırmalılar. 
gözlerimi kapıyorum. cebimde önkabulüm tahran'dayım şimdi. minimal bir atmosferde, sanki her söylediğim önemli. tıs diye vursam zilime herkes duyacak. düşünüyorum da söyleyecek neyim var önemli olan? içimdeki davul egosuyla barınamıyorum oralarda tabii ki, açıyorum gözlerimi.


çocuk! sen o kuşları vuruyorsun ama ölüp de öbür dünyaya gittiğinde o kuşlar seni vurmayacak biliyor musun? çünkü onlar ne bizim gibiler ne de alfred hitchcock gibi..


unutmam mümkün olsaydı, unutmak sürekli olsaydı, gözlerim kapansaydı da azar azar uykunun ötesine, mutlak hiçliğe gömülebilseydim, varlığımı artık hissedemez olacağım noktaya varsaydım, bir mürekkep damlasında, bir musiki ahenginde ya da renkli bir ışında erir giderdim ve sonunda dalgalar ve şekiller öyle büyürlerdi ki, hissedilemezin içinde silinir, yok olurlardı. O zaman dileğime kavuşurdum.

Sadık Hidayet - Kör Baykuş


tahran sokak lezzetlerinde bu hafta kiarostami beye konuk oluyoruz. kendisi tezgahında sol tarafta yer alan şişe geçirilmiş düzenli pancar birlikleri ile iran devrimindeki islami güçleri, çokluk halinde mücadelelerini sürdüren, partileşme sorununu aşamamış sağ taraftaki fasulyeler ile de solcu insanları sunuyor sofralarımıza. afiyet olsun.


islam mitolojisinde henüz bilmediğimiz ama saçlarını gören erkekleri taşa çeviren bir kadın figürü mü var yoksa? 

bir kadının saçlarını dünya gözüyle hem de kendi gözlerimle gördüm ve yok oldum.
 
kutusunu başörtüsünün altına gizlemiş olan pandora güvenlik önlemlerine aldırmıyor, birazdan olacaklardan habersiz mastürbasyonlarına devam eden  zavallı erkeklerin arasında, usul usul ilerliyordu. son anlarını, bu penis cennetinin içinde ve tadına vararak geçirmeyi planlamıştı. ne var ki cinsel içerikten aldığı hazzı hiçbir zaman istediği kadar uzatmak kısmet olmamıştı pandora'ya.

bam!

Viva Emptiness

Viva Emptiness

  • 0
bazen bir yere yapılan yolculuk, bildiğimiz dört boyutun dışına da taşabiliyor. interstellar adlı filmde  karadeliğin içine yuvarlanan kahramanımız beşinci boyutu kütleçekim dalgaları içine saklanmış sevgi olarak deneyimlemişti. samanyolu gecesi kahramanlarının yaptığı hesaplamalar ise daima allah ile sonlanıyordu. işte tahran yolculuğu da benim için benzer bir deneyim oldu diyemiyeceğim ama yine de tehran, a totally new experience..
 


tahran'a gitmeden önce tüm hayallerimi film öncesi reklamlarında gördüğüm mavi renkli full otomatik bir arabaya bağlamıştım. eğer o arabayı alırsam, aşkı ve aşkın beraberinde getireceği mutluluğu yakalayabileceğimi düşünüyordum.
yetmişli yılların sonuna gelindiğinde iranlı kadınlar da hayallerini bir devrimde, o devrime giden yoldaki eylemlerinde, eylemlerde giydik
leri yas kıyafetlerinde görüyorlardı. hayalleri, oluşacak otorite boşluğunu özgürlükle doldurmaktı ve ama işler düşündükleri gibi gitmedi, bir otoritenin boşluğu başka bir otorite ile dolarken özgürlük umutları da siyah bir çarşafın altına süpürüldü.  


cebimde beş toman yok. bu halde havaalanı yakınındaki metro durağından tahran şehir merkezine nasıl gideceğime dair hiçbir fikrim de yok. olduğum yere çömelmekten başka aklıma birşey gelmiyor. çaresizliğin resmini uzaktan tanımış olacak, bir adam yanıma yaklaşıyor. sanırım  tek derdimin kendimi ifade edememek olduğunu düşünüyor. neyse, yanıldığını kısa süre sonra anlayacak nasıl olsa. bundan beş dakika önceye dönersek elindeki işe yaramaz bozuk para ile şehir merkezine gidebileceğini düşünen ben de benzer bir yanılgı içindeydi. benden gişeye para uzatmamı istediğinde elimdeki bozukluğu uzatıyorum yine bir daha denersem daha iyi yenilirim belki diye. ve planım işe yarıyor adam parası neyse verip tek gidişlik biletimi alıyor. daha iyi yenilmek diye buna derim ben işte. nereye gitmek istediğimi soruyor. bir durak adı söylüyorum ve adamın takıl peşime işareti ile birlikte de macera başlıyor. bir kaç denemeden sonra doğru treni buluyoruz. 
yolculuk ilerlerken, benim doğru yöne gittiğimi teyit etmek için velîm ile diğer yolcuların başlattığı sohbet benim türkiyeli olmamın da ortaya çıkması ile siyasi ilişkilere, ışid'e felan bağlanıyor. gıyabımda yapılan bu sohbeti anlamazlıkla dinlerken eğer kendimi ifade edebilsem neler söylerdim diye düşünüyorum. aleviyim abi ben. siz de şii olduğunuz için bana gıcık olmanıza gerek yok bence. hem alevilik şiilik felan bunlar hep birbirine yakın şeyler demişti dedem zamanında.  bulunduğumuz bölümden sohbete katılan kişi sayısı artarken benzer sahne istanbul'da gerçekleşse benim tutumum ne olurdu düşünmeye başlıyorum. muhtemelen amaan ne gerek var diye köşemde dururdum, insanların bir anda fikrini değiştirebileceğini umuyor sonra olmayacağını farkedince de anlamsız bir umutsuzluğu kapılıyorum.
 
neyse ki karşıdaki amca istanbul felan diyip arada bana gülümsüyor da kendime geliyorum. ben de içten içe sakallarım üzerinden ışid ile doğabilecek ilişkilendirmeyi boşa çıkarmak istercesine olabilecek en sempatik tavrımı takınıyorum. velîm inerken kaç durak sonra ineceğimi söyleyip beni trendeki diğer insanlara emanet ediyor. teşekkür ediyorum. 

yere göğe sığdıramadığımız gezi günlerinde bile sağlanamayan farklı toplumsal kesimler arası iletişimi her gün sağlayan bu insanlar gözümde büyüdükçe büyüdü. devrim yapmış bir milletten bahsediyoruz, bu kadarı gelmeden önce beklemeliydim sanırım.


boş duranı kimse neden sevmezmiş ki? kimse sevmiycek diye mi en ufak boşluğa fırsat vermemek için gözlerin renkli ekranlara dönmesi. sen gözlerini odanın tavanına dikip boşluğun tadını çıkaran, bugünlerde daha bir seviyorum seni.