Ey, başka hayatlar etrafında uydu misali dönenler! Kendi yörüngenizin asteroidi olun. Ancak böyle canlarınız ferahlar.
Paper Memories
Theo Putzu'nun, stop-motion kısa filmi ile interneti zaplarken karşılaştım. Hem görsel olarak hem de ifade ettiği hisler topluluğu olarak etkileyici bir hikaye.
Yalnızlar İncili 11:28
O ki, kimsenin hayatında yer edinememiş, ağzında pisi pisi otuyla dolaşan kişi. Çarmıha gerilmiş kullar bile acırlar ona.
Oyunlarla Yaşayanlar
...ey zavallı milletim dinle. şu anda, hepimiz burada seni kurtarmak
için toplanmış bulunuyoruz. çünkü ey milletim, senin hakkında, az
gelişmiştir, geri kalmıştır gibi söylentiler dolaşıyor. ey sevgili
milletim! neden böyle yapıyorsun? neden az gelişiyorsun? niçin bizden
geri kalıyorsun? bizler bu kadar çok gelişirken geri kaldığın için hiç
utanmıyor musun? hiç düşünmüyor musun ki, sen neden geri kalıyorsun diye
durmadan düşünmek yüzünden, biz de istediğimiz kadar ilerleyemiyoruz.
bu milletin hali ne olacak diye hayatı kendimize zehir ediyoruz. fakir
fukaranın hayatını anlatan zengin yazarlarımıza gece kuluplerinde
içtikleri viskiler zehir oluyor. zengin takımının hayatını gözlerimizin
önüne sermeye çalışan meteliksiz yazarlarımız da aslında şu fakir
milleti düşündükleri için, küçük meyhanelerinde ağız tadıyla
içemiyorlar. ey şu fakir milletim! aslında seni anlatmıyoruz. sefil
ruhlarımızın korkak karanlığını anlatıyoruz. işte onun için sana
yaşamıyoruz. senin yanında bir sığıntı gibi yaşıyoruz. hiç utanmıyor
muyuz? hiç utanmıyoruz....
Oyunlarla Yaşayanlar, Oğuz Atay.
Monokronik Dünya Türküsü
çok boyutlu evrenlerin içinde, kendi halinde bir cep evren
eski zamanlara dair değil,
iyimserlik de içermez
keskin kokulu, yüksek kontrastlı hislere gebe hep
monokronik dünya
tekil şahısların diktatoryası en çok da
ben'lerin
oraya düşmek için bir tavşanı kovaladığını sanırsın da
düşünce farkedersin kovaladığının kendin olduğunu
eski zamanlara dair değil,
iyimserlik de içermez
keskin kokulu, yüksek kontrastlı hislere gebe hep
monokronik dünya
tekil şahısların diktatoryası en çok da
ben'lerin
oraya düşmek için bir tavşanı kovaladığını sanırsın da
düşünce farkedersin kovaladığının kendin olduğunu
Komşu Komşunun külüne muhtaçtır Totoro
Amatör kümede top koşturma denemeleri sonuç vermeyince, zorundamıyım da diyemeyince komutanım. emrinizdeyim. ama sivil hayatta daha fazla yararım işinize. beş yıl sonra beni nerede görmek istersiniz komutanım. en iyisi mi müsait bir yerde bırakın siz beni. ışıkları geçince de olur. bu hayattaki en büyük eseriniz ben miyim. naturalBornKillers mıyız biz. hiç beraber bot bağlamadık komutanım, bu da benim eksiğim olsun. iyisi mi bırakın siz beni. komşular bekler. apartmanın numarası da değişti yenice, gelirler de yanlış yerde ararlarsa, bulamazlarsa beni endişe ederler.
Flash Choir
Minimalist müziğin güzide neferlerinden Philip Glass'ın 75. doğumgünü vesilesiyle açıkkaynaklı radyomuz npr'ın ortakçıları Times Square meydanında Glass'ın 1997 tarihli Monsters of Grace operasından The New Rule isimli eseri seslendirmişler. Kulaklarımızı kabartıyoruz.
Derken, bu eserin sözleri de Mevlana'nın bir şiirinden, Coleman Barks çevirisi ile gelmekte imiş ya. İşte o sözler;
There's an old rule that drunks have to argue
and get into fights.
The lover is just as bad. He falls down a hole.
But down in that hole he finds something shining,
worth more than any amount of money or power.
Last night the moon came
dropping its clothes in the street.
I took it as a sign to start singing.
Falling up into the bowl of sky.
The bowl breaks. Everywhere is falling everywhere.
Nothing else to do.
Here's the new rule: break the wineglass.
And fall toward the glassblower's breath.
Şimdi kulaklarımızı kabartabiliriz.
Derken, bu eserin sözleri de Mevlana'nın bir şiirinden, Coleman Barks çevirisi ile gelmekte imiş ya. İşte o sözler;
There's an old rule that drunks have to argue
and get into fights.
The lover is just as bad. He falls down a hole.
But down in that hole he finds something shining,
worth more than any amount of money or power.
Last night the moon came
dropping its clothes in the street.
I took it as a sign to start singing.
Falling up into the bowl of sky.
The bowl breaks. Everywhere is falling everywhere.
Nothing else to do.
Here's the new rule: break the wineglass.
And fall toward the glassblower's breath.
Şimdi kulaklarımızı kabartabiliriz.
Kağıt Kesikleri
![]() |
| 23456 dan mspaintte (pentium ii 350 mhz) muz adam yapan, dahası bununla komşunun alamanya'dan gelme yeğenini etkileyebileyeceğini sananlara ithaf olunur. Birkaç fazlası için şu yandan. |
Oblomov'un Hırkasına Övgü
![]() |
| Dökülen Kan Kilisesinin ordaki Park, Sankt Petersburg |
Çarşı, arı maya tipli kokulu silgi kokuyordu dün bana. "..bütün algılar eksiktir- gözlemci deneyimlerine dayalı bir tahminde bulunarak "boşluğu doldurur". Ya da arzularına dayanarak. Ya da arzunun diğer yüzüne, yani tiksinmeye. Yani temel olarak, bulanık imgeler karşısında, bunları görmeyi beklediğimiz ya da görmek istediğimiz veya görmekten en çok ürktüğümüz şeylere dönüştürerek odaklanırız." * İçimdeki seksenler çocuğu öldü de, yabancı duyuları böyle mi algılamak istiyordu beynimin lobları, bir tamamlama hatası durumu mu yaşıyordum. Tüm bunları pek yakında öğrenecektim, eğer ki kırmızı hapı seçseydim. Ama işler güçler, rahat bir yaşama sahip olmaz özgürlüğü vardı. Voiceover da John Teller'a çevirelim kameralarımızı, ..but ultimately I learned the lesson that Goldman, Proudhon and the others
learned. That true freedom requires sacrifice and pain. Most human
beings only think they want freedom. In truth they yearn for the bondage
of social order, rigid laws, materialism, the only freedom man really
wants, is the freedom to become comfortable.
* Atmosferik Rahatsızlıklar, Rivka Galchen.
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)




