cebren ve hile ile mühendislik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cebren ve hile ile mühendislik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Toplu

  • 2

yıllardan 1897, sanayi devriminin fitili buharlı makine bulunalı doksan yıl olmuş yani, Virginia O'Hanlon adlı kızın doğumundan o yana ise sekiz yıl. Bu kız, virginia, kalkmış, zamanın new york gazetelerinden biri the sun'ın editöründen Santa Claus'un varlığı üzerine kendisine bilgi vermesini isteyen bir mektup yazmış. Mektubun aslı yukarıda, transı ise aşağıda.

Virginia'nın Mektubu;

Dear Editor,
I am eight years old. Some of my little friends say there is no Santa Claus. Papa says "If you see it in the Sun it's so." Please tell me the truth, is there a Santa Claus? Virginia O'Hanlon. 115 W.95th St

editörün cevabı, bu tür nice mektuplar ve virginia'nın çıplak fotoğrafları için tıklayınız.


varan iki. Christine Ericsdotter isminde bir şahıs x-ray kamera ile saniyede elli frame içeren yirmi saniyelik bir kayıt yapmış. elin oğlu deyip geçmemek lazım, en azından içinizin bi hoş olduğunu itiraf edin kendinize. bi titreme gelmedi mi size de yahu. denek bu sırada a takımının melodisini mırıldanıyormuş, dı dırıtdıııt dıt dıt dıt dırınıı nınınnııı nı nınının nını nıııı...

bunun kaynağı da bura.

Derli

  • 0
ohaaa ne enteresan laan. vay anasını hayatta neler var bilogculuğuna, blogspotun da maddi ve manevi çok büyük desteğiyle başlıyorum. çok saol lan blogır.
evet başlıyay. ama düşündüm de ben şimdi ne anlatsam da faydasız yahu, gözler kaymıştır bile fotoğrafa. amaan bu muymuş nidaları ile. yuh diyorum sana o zaman, bir oku önce ne anlatılmak isteniyor değil mi. fotoğrafın hikayesi ne, saçvesakalın erkek olmak duygusu içindeki etkisini anlatan bir yazı dökülecek belki parmaklarımdan olamaz mı. neyse. sen bildiğin yolda devam et madem. ben de buraya ahmet'in bir gün kalktığında nasıl cumhuriyet sonrası bir dönemde tahminen 1926 olduğunu anlatan hikayemi yazmaya çabalıyayım.
evet yukarıda da söyledim ya işte a new adventure is coming. daha önce belediye otobüsünde yolculuk ederken, evde pineklerken, uyuma arefesindeyken dillere destan maceralar yaşamış ve her birinden sağ olarak kurtulmayı başarmış biricik ahmedi bu hikayede ölümcül son bekliyor. aha sonunu söyledim ki gizemli bir ortam oluşmasın. işte yine yukarıda söylediğim gibi ahmet bir sabah uyandığında -hep tekrar- kendini pisbeyaz nevresim içinde, başı gözü sargılı yatar halde bulur. tabii şaşırır aman yareppi noldum lan ben içsesiyle. nolmuş olabiliiiir, bir düşüneyim hemen der bu düşünce ertesinden hızla. hızlı toparlanma ahmedilerin üstün özelliklerindendir.
ahhhha, duvarda atatürk portresi yok evet, sus işareti yapan hemşirenin tipi. tamam. düşüneyim biraz. hmmmm. oke sanırııım cumhuriyet yeni kurulmuş, daha 1930lara gelmemişler. hmm evet evet böyle olmalı. diye kendisinden beklenmeyecek voltajda ampuller parlatır sargılı kafası üzerinde. -çizgi film esintileri serptim öykünün içine nasıl seksenlerin sonu doksanların başı misali, nasıl?- ama orda dur bakalııım, küçük kahrama seni. nasıl bu hale geldiğini öğrenmen o kadar da kolay olmıyacak işte. bunun için en azından, birazdan gelecek hemşire ile kısa bir sohbet etmen, havalı sözler dağarcığından duruma uygun en uygun olduğunu düşündüğün sözü, beni türk doktorlarına emanet ediniz hemşirenım (ha düştü) quotesini sarfetmen gerekecek. ama işler düşündüğün gibi gitmeyecek işte. eveeeet bu sözlere hemşire pek de kapılmaz açıkçası, netekim güzel mavi gözleri örgülü siyah saçlarıyla ahmet'in geldiği zamanın evanescence solisti havasındadır (bkz: kuul). ben demiştim küçük kahraman. ha cidden bi evanescence vardı noldu onlara yahu?
hmm şimdi ne olabilir. kız da yüz vermediğine göre, iyileşme sürecini uzatma çabası içerisine girebilirsin belki. hemböylece kız için daha fazla şansın olur, zamanla etkileme metodlarını denersin üzerinde. ama o da nesi, hemşirenin kıçını başını ayrı bir yana sallayarak uzaklaşmasından iki dakika kırkbeş saniye sonra gelen tarık akan doktor, hastanenin yer sıkıntısından bahsedip, postayı koyuvermesin mi? ov may şit der içses. yol gözükmüştür bahtsız kahramanımıza, gözleri dalar biricik marty mcflyımızın. gözleri dalınca misafir mi geliyodu?
ivedilikle taburculuk prosedürü işlemeye başlar ahmet için, sargıların çıkarılmasına sıranın gelmesi pek zaman almaz yani. sargıların çıkarıldığı vakit bir diğer enteresanlık çıkar ortaya ahmet üzerinde görünürde ne bir yara izi, ne de en ufak bir bere görülmez. doktorlar tabii bilimin yılmaz temsilcileri başlarlar şaştık kaldık afalladık diye ruhsar türküsüne. derken güzel hemşiremiz eksik kalmaz, sağ kapıdan gelir, elinde gömlek pantolonla. ahmet'in içi pırpır eder hemen, bir de görür görmez hemşireyi kendisini giydirmeye geldiği kanısına varır ki tadından yenmez. hınzırca sevinir, sırıtır. amma yine sana hüsran yine sana dağlar var. kıyafetleri yatağının ucuna bırakıp, geçmiş olsun dileyerek sekerek uzaklaşmasın mı nazlı yar, peh.
nasıl bu zamanlara geldiğini bilememenin şaşkınlığı bir yandan. her türlü zemin ve zamanda reddedilmenin verdiği hafiflik sarmalar ahmeti. ama, pek fazla sürmez bu hal ve tavırlar. sarsılır, kendine gelir. kıyafetlerini giymek için boş bi oda bulur kendine arkada. onuncu yıl marşı fon müziği yapar kendine ıslık ilen. henüz cumhuriyette onuncu yılın gelmemesi kimin umrunda. başlar kısık gözlü bakışlar, saçlarını ıslatıp arkaya doğru taramalar, mafya stilinden. ama bu yapmacık mutluluk hallerine dayanamaz bünye. sıla hasreti gelip çatar. ama o, burada sıkışıp kalmış olduğunu kendine itiraf etmekten o kadar korkuyordur ki, tarağa bakakalır, gözünde iki damla yaş -her bir gözde bir damla- neden diye sorar.
neden bu kahrolasıca göt cebi taraklarının uçları bile birbirine eşit değil, LANET OLSUN!
ağlaaar ağlar. boğazı kurur. gözlerini kapar. aynaya bakar ne kadar kızardı acaba gözlerim diye. biraz soluklanıp gözler kızarıklığını kaybedince, doktorlar odasını bulmak. ben buraya nasıl geldim diye sormak niyetiylen yola çıkar. ve sorar da vesselam, ama yön duygusu olmayan ve kendisine yapılan tariflerden bi bok anlamayan bu delikanlı için çoook zaman alır. ve boşa bir çaba olduğu da hemen alt satırdaki doktorun söylediklerinden anlaşılacaktır.
doktor- burda o kadar çok hastamız var ki, bir bilsen. erkeklerin çoğu da savaş sonrası çıkan küçük çatışmalar nedeniyle geliyor hastaneye. biz de kimseye sorma gereği duymuyoruz. senin de onlardan biri olduğunu düşündük doğal olarak. keşke daha fazla yardımcı olabilsem, ama şimdi gitmem gerek.
ahmet, tatmin edici bir cevap alamamanın üstüne ne yapacağını bilememenin sosuyla hastaneden çıkıp, kasabanın sokaklarında bir aşağı bir yukarı ilerler bir süre. ki bu sıkıntının pek de uzun sürmeyeceğine dair işaretler belirir sağ köşeden.
olayın hangi şehirde geçtiğine dair, elimizde sadece rivayetler bulunmakta. bunlara göre konya'nın güneyinde şimdiki ermenek ilinin bulunduğu konuma yakın bir kasabada geçmiş bu fantastik kurgu.
ellerinde silahlar, arkadaki at arabasında dar ağacı -dar ağacı ikeavari biçimde ufak parçalar halinde taşınmaktadır. gerekli durumlarda ise görevliler, hakimin kanun kitapçığının ek kısmındaki darağacı kurma klavuzundan yararlanarak kurarlar ağacı- ile istiklal mahkeme kurucuları denetlemektedir halkı. olaysız geçen hafta sonrası elleri kaşınmaktadır kurulun. ki kurbanı da bu hikayedeki yegane isimli karakterimiz olacaktır netekim uyumam gerek artık. ama bundan önce ahmet'in bir köşede ekmek arası tahin pekmez yemesine, bunun üstüne de iki bardak su içmesine izin var. afiyet olsun.
on..dokuz..sekiz..yedi..altı..beş..dört..
ve darağacı yüksek kurulundan gözlemcinin, bizim şapkasız ahmeti görme anı. flaşlar patlasın. üç kere.
doğduğu zamandan çok uzaklarda ölen bu garip kahraman için, fatiha.
evet hikaye uzukluğundan dolayı resme yeni yeni konsantre olabildiğinizi düşünüyorum. nasıl bir fantastik kurgu şaheseri değil mi? evet.
ne diyorduk, mr. beard, siz isterseniz kendisini sakalına tükürdüğümünününü diye de çağırabilirsiniz, hatta üç kere tekrarlarsanız bu deyişi ve uslu bir çocuk olursanız bir gün sizin de böyle sakalınız olabilir.


resimi şurdan aldım.

ay lav kış

  • 2


bikauz;

çarşıdan aldım bir tane eve geldim bin tane,nar. mandalina kokusu, özellikle tırnakla soyulmalı ki koku ellere sinsin. bir avuç ıhlamur+tarçın çubuğu+annenin verdiği bir adet bişey kökünden oluşan aromalı ıhlamurun tadı. battaniye altına girip, elleri sadece az önce tarif edilen ıhlamuru içmek için çıkararak tv/dvd vs. izlemek. havada uçar kanadı yok, şekere benzer -çok tatlısın şekersin şekeri mi baban senin- tadı yok lapa kar. sıtar vors vit buz çubukları. don't terlemek. en sevdiğim üç sesten birinin varlığı, ince buz tabakasına basınca çıkan kırıntı sesi.

diğer ikisi; sonbaharın kuru yapraklara basınca çıkan çıtırtı sesi ile ilkbaharın yağmur sonrası çıkan salyangozlar ezinti sesi. yazın kendime edindiğim bir ses olmadığından da ay heyt yaz.

kaldığımız yerden devam. kestane kebap acele cevap. soba üzerinde ısınan ekmek arasına yağ+çökelek peyniri. eve kapanmaya, dolayısıyla anti sosyal ruh haline en uygun zamanlar. tabii ki közde patates.

i love Opera

  • 0


bayinizden ısrarla isteyiniz.        opera unite

omegle

  • 0
omegle diye bir site peydah oldu son zamanlarda internet alemlerinde. mottosu yabancılarla konuşun. gençler ingilizce öğrenme niyetlileri, beyler, bayanlar efenim aman yok gireyim isveçin güzel kızlarıyla, italyanın erkekleriyle tanışırım hem de ingilizcemi geliştiririm deyü atılmayın.

elimde istatistikler, kesin veriler var, elli iki saatimi bu işe verdim ve socuçlar üzücü. açıklıyorum. konuşacağınız her üç kişiden biri yurdum genci tanışmak ister şiarıyla donatılmış türkiye semalarının bir temsilcisi. araya bir de gelecek seçim çalışmalarına internet üzerinden başlamış melih'i katarsak. olasılık hesaplarını varın siz düşünün.

öyle bir olasılıksız ki bu bir seferinde isveçli güzel bir stranger diyerekten kendimlen konşurken buldum kendimi, zor durdum yahu. ben el ayak çekiyorum siz hiç bulaşmayın. mirc sonrası yılların boşluğunu dolduracağını sanıyorsunuz biliyorum ama o klavye, zurna kanallarının serçe parmağı olamaz omegle. go home bebe!

Stumble

  • 0


yaklaşık üç senedir severek sayarak kullandığım ordan oraya zıplama olanağı sunan siteyi takdim ediyorum size. ve bununla da yetinmeyip tavsiye ediyorum.

http://www.stumbleupon.com/