fotoRomAn etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fotoRomAn etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
  • 0


peki ama,

"ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
ve bir gün semaya bakacaksın, ağlayarak"
ahmet haşim


derken fotoğrafın altına fonda, tek şarkılık gruplardan diye zihnimde yer etmiş (belki o bile değildir ya) grup düş'ün gel etme gözlerim yaşlarla doldusunun çalması.

Bugün Bayram Episode II a.k.a Midyat

  • 0
Previously on Bugün Bayram,.. Diyarbakır.

kaldığımızyerden devam. kaderin cilvesi yine yeni oyunlarıyla karşımızdaydı. mardin'de sürüsüne bereket turist kafileleri şehri arşınlarken kalacak yerleri de doldurmuş. bize de hani bana hani bana demek düşmüş. deneyişler sonrası mardin'den de midyat'a yolculuk. nar ekşisi duble güzel velakin neden getirmedik buralara ki. nar ekşisine dair foto yok ya aşağıdakinden buyurun. midyat için de little mardin diyollar doğru imiş, oralara gidince görmek gerekir midyat'ı da. türkiye'deki süryani nüfusun çoğu da midyat'ta imiş.

derken, tarihi mardin insanının misafirperverliğine de midyat'ta yediğimiz adana kebabçıda rastgeliyorum. yok bu resim ona dair değil, bu olsa olsa biz burda yabancıları sevmeyiz, olur. ya da, nasıl küçük nikita tarafından öldürülüp intihar süsü verildim.

bir düelloya davet edileceğimden korkarak uzaklaşırken ordan edgar allan poe'nun kuzgunuyla karşılaşıyorum.
and the raven, never flitting, still is
sitting, still is sitting
on the pallid bust of pallas just above
my chamber door;
and his eyes have all the seeming of a
demon's that is dreaming,
and the lamp-light o'er him streaming
throws his shadow on the floor;
and my soul from out that shadow that
lies floating on the floor
shall be lifted--nevermore!
diyor.

minareler süngü kubbeler miğfer camiler kışlamız müminler asker mi demeli, bilemedim. içimizdeki haçlılar.

çanak antenler kıbleye çevrilmiş, hiç aldırmadan salınan bir süryani kilisesi, kuşlar ve devlet konukevinin terasında iyice sıcamış bir ben.

devlet konukevine giden yolda, tehlikelerle bezenmiş yollardan geçeceksin. geri dönmenin eşiğine geldiğin anda bir bakkala denk geleceksin. su al ordan. ben biliyom geldik nerdeyse deme, gelmediniz netekim.

"Bir zaman, Eskişehir Hapishanesinin penceresinde, bir Cumhuriyet Bayramında oturmuştum. Karşısındaki lise mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raks ediyorlardı. Birden, mânevî bir sinema ile elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü. Ve gördüm ki, o elli altmış kızlardan ve talebelerden kırk ellisi, kabirde toprak oluyorlar, azap çekiyorlar. Ve on tanesi, yetmiş seksen yaşında çirkinleşmiş, gençliğinde iffetini muhafaza etmediğinden sevmek beklediği nazarlardan nefret görüyorlar, kat'i müşahede ettim. Onların o acınacak hallerine ağladım. Hapishanedeki bir kısım arkadaşlar ağladığımı işittiler. Geldiler, sordular. Ben dedim: 'Şimdi beni kendi halime bırakınız, gidiniz." demiş Said-i Nursi. bizimki de duymuş olacak ki hızlı adım uzaklaşıyor avludan.

ve karanlık bir geçit gelecek önüne.

korkma o geçide girmekten. milattan önce beşbin yılından beri girerler o yola. ve güneşe taptıklarından beridir bilirler ki, o yolun sonu aydınlık.

tu bi kontinyud..

Bugün Bayram Episode I a.k.a Diyarbakır

  • 0
Nerdeoeskibayramlarartıkgenşlersadetatilolarakgörüyorbayramı felsefesine kurban edilmek pahasına, bingöl'ün karlıova ilçesinde ernestoculuk oynayan G. ile çıktığımız ufacık tefecik güneydoğu gezmesinin izlerini yayınlamaya diyarbakır ile başlıyorum.

diyarbakır'a gitmezden evvel de aklımızda gezmelerden çok yemeler düşüncesi vardı ki, annelik ansiklopedisi madde 253'de de belirtildiği gibi kahvaltı günün en önemli öğünüdür, biz de ilk olarak daha önceden istihbaratını topladığımız üzere kahvaltıcı mustafa'ya attık kendimizi. hasanpaşı hanı denilen bir han içinde bir iki kahvaltıcı ile beraber ikamet etmesine rağmen daha kalabalık olanı diyebilirim mekan için.

kırkyıldabir meydana gelecek kavurmalı yumurta tutulmasına denk gelmemiz gezi boyunca başımıza gelecek nice doğaüstü olayların işaretiymiş diyorum şimdi kaplanlı battaniyemin altından, ammia o zaman akıl edemedik tabii.

deriken, bir baktım yoksun der gibi, kahvaltının bitişiyle ortaya çıkan hüzünlü tablo ve gezi boyunca dillerden düşmeyecek vay ben nerelere gidemin ilk icrası.

diyarbakır, çin seddinden sonra dünyanın en uzun sur hattına sahipmiş cümlesi bir yerlerde okuyunca felan gayet etkileyici geliyor da üstünde yürümek benim için küçük bir adım bile değildi.

diyarbakır'daki son öğünümüzü de dicle manzaralı, hani on başlı ejderha köprüsü varya onun ordaki erdebil köşkünde geçirdik. akşama ait, sade uzaktan çekilmiş başarısız bir diyarbakır fotoğrafı var elimizde kanıt olaraktan. açıklama: fotoğraf makinemizden kaynaklı teknik aksaklıklar nedeniyle gezmeler boyunca bibip çıkırt seslerinin geçmişe göre oldukça az yankılandığını belirtmek gerek. dolayısıyla paylaşılabilecek materyaller de sınırlı kaldı yoğusam künefe manzaraları mı efenime söyleyim kaburgacı selim amca'dan kaburga dolması efektleri mi.. ama hele gidi diyarbakır ne de güzel bir yerdin sen romantikliğinde sözler edemeyeceğim ancak ne de güzel kavurmalı yumurtaydın sen diyebilirim. bir de özel harekat cipini görünce ahanda bir hareket olabilir diye diye kafa ütülediydim ya bir süre sonra hareketlenen ortam yine yeni yineden haklılığımı kanıtladı. bölgeyi bilen isimlerden kisvesi altında programlara katılabilir, açıklamalar edebilirim.

tu bi kontinyud...

gelecek epizodlarda neler mi var, mardin midyat hattı, gezi başlamadan önceye dönüyoruz ve erzurumda mahsur kalan katılımcılardan birinin yaşadıklarını dinliyoruz, diyarbakıra geri dönüş ve üniversite gençlerinin takıldığı mekanları son gününde keşfediş, G.'nin suratındaki ben biliyordum gülümsemesi ve belki daha fazlası belki daha azı.

Exitthroughthegiftshopvari

  • 0


Ters ninja kanunu, senaryolarda kullanılan bir klişedir. Ters ninja kanununa göre, kötü adamların sayısı ne kadar fazla ise, kahramana zarar verme olasılıkları o kadar düşüktür. Eğer kahramanın karşılaştığı düşman bir tane ise, bu savaş, kavga veya mücadele çok uzun sürer. Teke tek savaşlarda, kahramanın, kötü adam tarafından zarar verilme ihtimali çok yüksektir.



http://www.criticalmassistanbul.org/




...you do not know, you cannot know, what it means to have eyes in a world in which everyone else is blind, I am not a queen, no, I am simply the one who was born to see this horror, you can feel it, I both feel and see it...
Blindess - Jose Saramago



Waj: We'll blow something up.
Omar: What we gonna blow up Waj?
Waj: Internet.

Pakistanlı cihat sevdalısı dört mücahidin intihar bombacısı olma yolundaki hikayelerini anlatan, destansı ingiliz komedisi Four Lions'dan alıntı.



will they find our hiding place?
is this our last embrace?
or will the walls start caving in?
muse - resistance [queenvari mi ne]

Köstebeklerin Günü

  • 0

Bilinen evrende milyonlarca yıldır hep aynı senaryo süregeldi. (bkz: Lost bile) Karanlık taraf ile aydınlık taraf arası mücadele güçler hep belirli bir denge içinde ilerledi. Amma velakin galaksinin batı sarmal kolunda, kimselerin pek uğramadığı küçük bir dünyada (sayfiye gezegeni) tahteravalli uzun zamandır aydınlık tarafa doğru yatmaktaydı.


Bu dört tarafı denizlerle çevrili, küçük sayfiye gezegeninde insanlar hep ama hep aynı pazar sabahını yaşıyorlardı. Evet bütün sorun buydu. Aynı o filmdeki gibi, ama Bill Murray nerden bilebilirdi. Bu dünyanın insanları farkında değildi ama kozmik bir köstebek deliğine yakalanmıştı o küçük, şirin dünyaları. Ha, bilselerdi de sorun değil derlerdi muhtemelen. Ne de olsa her gün gastelerini alıp arkadaşları, sevgilileriyle o uzun kahvaltı sohbetlerinde yaşıyorlardı.


Hep aynı sevgi dolu konuşmalar, salınarak yürüyen insanlar, burjuva sırıtışları öyle yoğun ama yapmacık bir mutluluk duygusu oluşturmuştu ki gezegende, kozmik güç dengesi de haliyle durumdan etkilenerek aydınlık tarafına yatıyordu. Soru şu, ne zamana kadar?


Durumun gidişatından memnun olmayan, gezegendeki emekçilerin devamlı çalışmasından kaynaklı hak ihlallerinin önüne geçilmesini isteyen galaksinin garson-iş sendikası da bu durumdan hiç de memnun değildi. Bir operasyon fikri ortaya atıldı. Böylece, yirmidört saat içinde pazar günü emekçilerini örgütleyerek gezegeni bu kozmik köstebek deliğinden çıkarması ve güçte dengeyi sağlaması için O gönderilir.

hikaye başlasın..


Sonsuz döngü içinde, distopik bir cumhuriyet..


bu ilgi çekici deneyimi yaşamaya gezegen yoluna düşen yüzlerce insan..


sonunda O güce denge getirmekle kalmayacak, bir gezegenin devrimi olacak.

*devrimi satın alamazsınız.
devrim'i yapamazsınız.
devrim olabilirsiniz ancak.
devrim ya sizdedir, ya da hiçbir yerde değildir. Ursula K. Leguin

Otostopçunun Galaksi Rehberi

  • 0


*Kestirme yollar, bazı insanların A noktasından B noktasına çok hızlı bir şekilde gitmesini, bu sırada başka insanların da B noktasından A noktasına çok hızlı bir şekilde varmasını sağlayan buluşlardır. Tam ortada bir nokta olan C noktasında yaşayan insanlarsa sık sık şunu merak ederdi: A noktasında ne var ki bunca insan B noktasından oraya gitmek için can atıyor ve B noktasında ne var ki bunca insan A noktasından oraya gitmek için can atıyor? Çoğu kez insanların hangi lanet olası yerde olmak istediklerine kesin bir karar verip bu duruma bir son vermelerini dilerlerdi.

Douglas Adams
Otostopçunun Galaksi Rehberi

there is a light that never goes out

  • 0


*oh please don't drop me home
because it's not my home, it's their
home, and i'm welcome no more
and if a double-decker bus
crashes into us
to die by your side
such a heavenly way to die
and if a ten ton truck
kills the both of us
to die by your side
the pleasure and the privilege is mine

foto karşıdaki apartmanın pozudur. sözler the smiths'den adı başlıkta geçen de şarkının ismi. son günlerde david bowie - starman ile pek bi dinlediğimdir. top 1-2 listemin zirvelerindedir.

Volver

  • 1
Bir kitap okudum hayatım mı değişti, yok aslında tam olarak öyle değil. Yani Jack Kerouc'ın yolda isimli kitabını okuyup da kendimi yurdun öte yanına atmadım, hayır. Ama bir nevi leyleği havada gördüm vakası benimki, bir nevi vaka-yı hayriye.

Konuşma pek de uzun sürmedi.Biraz tarihi miras gezersin dedi, televizyon izleriz sosyal tespitler havada uçuşur dedi.

kandım. benim kocam bir melek, yemekteyiz ile doğal seçilime tabii tutuldum. netekim hayatta kaldım. fotolar dönüşten.




insanın elinde fotoğraf makinası olunca, gördüğü herşey duble interesan geliyor. işte bu da dünya üzerindeki milyon tabeladan biri tek farkı kadrajıma girebilmeyi ve fazla titremeden durabilmeyi başarmış olması. kendisi de beş dakikalık selebritiliğin keyfini çıkarabilir.



bir orman havası yakalamak isteyen ayrıksı ağaçların -bakınız ayrık otu- içiçe girmesiyle oluşan fotoğraf.



nuh çimento sanayii'nin borsadan aldığım hisselerinin canlanması için çektiğim bir fotoğraf. biraz yamuk göründüğüne, ışık patlaması içermesine bakmayın. olabildiğince kısa sürede para kazanmanın yollarını dönüyorum. ne demiş büyük -düşünür felan demek gerekir ya kendisine sıfat olarak sadece büyük kelimesini kullanmak pek uygun- yarım sent ah bir zengin olsan laralarlaral laralaralarlar lay.



Sanayi devriminin pençesinde batı hereke viyadüğü insanlarının -bakınız istasyon insanları- dramını yansıtabilmek için bir çalışma peşindeydim. Ama yadırganma korkum kendimi, elimde bu fotoğrafla, yolda harem-gebze dolmuşlarını beklerken bulmama neden oldu.



En üstteki tabela için neler dediğimi bilmiyorum ama kelime hazinemin tükendiğini söyliyebilirim. Bu günün geleeğini düşünmemiştim. Söylecek lafım kalmadı, derken gayipten geliyor yine tıkırtılar, yeni albüm kapağı için bu fotoğrafı isteyecek amateur -bakınız auteur- müzisyenlerden meyıl bekliyorum.
  • 0


*Yorgunluğu, bir gladyatörün ölümcül kavgasından sonra yaşadığı yorgunluğu andırıyor, bir memurun odasının tek bir duvarına beyaz badana çekti.

F. Kafka

Heryer İstanbul

  • 0


Burası istanbul, orası istanbul heryer istanbul reklam icabı. peki bu kız nereye bakıyor, istanbul'a mı, camdaki yansımasına mı?



Beyfendiyi pierre loti yokuşunda tam da fotoğraftan çıkmak üzereyken yakaladım. Aceleci bir halet-i ruhiye içindeydi kendisi.



Kime karşı, neye karşı dedim. Objektife karşı ama objektifliğe değil dedi.



televizyonda ferdi tayfur denk gelmiş iken biz de yeni model vapurda burdan oraya geçiyoruz cam kenarında rol icabı.

Hayatları boyunca en büyük hedefi pencere kenarı koltuklarda oturmak olanlara...

  • 0
Diploma gereksinimi vesile oldu, bornova özlemine derken bir bakmışın izmirdesin. İzmir kızları güzelliklerini fotoğraflamam konusunda çekimser kalınca ben de yine hayatın yer yer içinden yer yer dışından insanları, vinçleri, ışıklı lambaları fotoğrafladım.

huzurlarınızda,

huzursuz etmesi dileğiyle.




bu amca milleti yok mu, ver eline oltayı al ağzından balığı, rakıyı. kurulmuş kendisi -siz göremezsiniz kulağında walkmani- oturdu -benim izlediğim kadarıyla yansıtırsak- dakikalarca. yalnızlık kokmuyor mu bu deniz be dedim. kendisi peh peh peh demekle yetindi.




genç fotoğrafçının elinde miyop lensi olmayınca eline geçirdiği pazar malı dürbünü yakınlaştırma görevi için kullanmaz da napar söyleyin?



alsancak'ta oturmuş çekirdeklerimizi çitler, biralarımızı yudumlar iken fotoğraf makinası kendiliğinden o anlar yakalayıvermesin mi?



hayatın rastgeldiği o nadir anlardan biri küçük ile orta büyüklük arası bir balık oltasına yakalanmıştı.



dillere pelesenk olmuş mardinli midye mafyasına dahil olduğunu varsaydım, o önünde midyeler gelene geçene pozlar verirken.



her güzel izmir'in bir sonu var imiş, bunu gördüm, anladım.

üsküdar'da bir iftar çadırıyım ben

  • 0
Düz yorumlar ile eğlenceye boğacağım bu kez saniyelerinizi beyler bayanlar. Gayrı metamorfoz geçirmiş kelime san'atı yapmaya son!



üsküdar'da bir büfenin önünde iftar çadırı kuyruğuna girme(me) kararsızlığı..



sararmış gökyüzü istanbul'un üstüne çökmekte güz mü geliyor ne?



eskitilmiş istanbul bir de yan yatınca seyreyleyin gümbürtüyü.



boğazda pervasızca salnınan bir grup balonun helecanlı macerası. onları takip edin.

Yağmurdan Kaçış

  • 0


psycho killer sinsice onu izlerken pancurun deliğinden, o -masum kız- yağmurda ıslanan elbisesini asıyordu.



Üç kafadar yağmura aldırmadan, buraya gelen kimse geri dönemedi diyarına giderken son derece mutlu görünüyorlardı.



yağmur yağıp seller akarken arap kızı fotoğraf çekerken yakalandı kameralarımıza. sağolsun çektiği fotoğrafı bizimle takas etmeye razı oldu.



nerde o eski istanbul havası yakalamak için sarartılmış fotoğraf..



bulanıklığı abartmış da olsa, elinde bakkaldan aldıkları birazdan şakırdayacak yağmura yakalanmamak için yürüyen bir adam o.