müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

uzak mesafe çağrıları

  • 0
Almanya menşeili (evet menşei, yanyana gelen ünlü harflerin kadınları baştan çıkarması ile alakalı çalışma için son çıkış) post-rock grubu Long Distance Calling, self title tadını yakaladığı üçüncü albümlerini ortamlara bıraktı. ilk izlenimler güzel şeyler de oluyor dünyamızda şeklinde, daha ayrıntılı bir söylev ise belki gelir belki gelmez. seederınızdan ısrarla isteyiniz.

Marrow of The Spirit

  • 0


Amerikanın sevdiğimiz seslerinden Agalloch , yeni albümü ile bu kışa damga vuracağa benzer. Kendisi yazdı kendisi bozdu diyor albümü çeşitli empiüç sitelerinden edinebileceğinizi belirtmeden geçemiyorum.

Şimdiye kadar yaptığımız en iyi albüm açıklaması geri sayımı başlasın..

İfşa-i Umumi

  • 0


Hatun vokal kontenjanından empiüç çalarımda kendine yer açmış Norveçli folk metal grubu Lumsk, bu sefer güldürmedi, norveç medyasında infiale neden oldu. Yukarıda kopi peyst edilen fotoğrafın forumlarda dolaşmaya başlaması ve google resim aramasında lumsk diye aratınca ilk sayfada gelmesi üzerine fark edilen gülmeli poz vak'ası Lumsk grubunun ve Norveç metal camiasının itibarında büyük yaralanmaya neden oldu.

Olayın etkileri balkanlar üzerinden yurdumuza kadar geldi ve bu gülmeli pozu nedeniyle ne yazık ki bu yılki metalciler toplantısına da davet edilmedi. Devlet Bahçeli'nin yorumsuz kaldığı habere göre, grup her ne kadar bu pozun Norveçlilerin Constitution Day kutlamaları kapsamında verilmiş münferit bir olay olduğu konusunda diretseler de inandırıcı bulunmadılar ve blue jean metalcisi olarak suçlanmaktan kurtulamadılar.

Peki bundan sonra ne olacak..

En son 2007 yılında Det Vilde Kor - nasıl olur demek yani google translate sağolsun- isimli bir albüm çıkaran grubun bundan sonra kuzey dillerinde albüm çıkarma lisansı elinden alındı. Ayrıca herhangi bir dilde ve herhangi bir ülkenin mitolojik öğelerini içeren sözler yazmaları da yasaklandı. Kimi bu kararların yerinde olduğunu belirtirken, kimi dinleyiciler de kararların ağır olduğunu belirterek, artık grubun tek şansının yurovizyona girmek olduğunu belirten tweetler gönderdiler.

Det Vilde Kor güzel mi?

Evet, güzel müzik ve güzel vokal içeren bir albüm bu.

Nu Metal'e Ağıt

ilk nu'lardan limp bizkit'tan behind blue eyes dinlediğim zamanları da bilirim ya yıl olmuş ikibinon hala linkin park 2010 diye torrentlerin dolaştığını görünce iyice popülerliğini yitirdiğini düşündüğüm, nu metal'in yorgun savaşçı kıvamında devam ettiğini farkettim. nerde o eski feat. ler değil mi mirim. sözler anonimous, yitik orta asya gençliğinin konformist grubu tokio hotel'den gelsin;

alp er tunga öldi mü
ıssız ajun kaldı mu
ödlek öçin aldı mu
emdi yürek yırtılır

begler atın argurup
kadgu anı turgurup
mengzi yüzi sargarup
kürküm angar türtülür***

*** feat kısmıdır hızlı söylenir. ulama mod on.

Haftalık Rapor: Musiki

Müziksiz geçen Temmuz - Ağustos dönemi sonrası - ses etsin diye açık bıraktığım Kral TV'yi saymaz isek tabi - eylül ayı ve serinliğin vuku bulması ile birlikte, soğuk diyarların etnik insanları Ensiferum, Iron isimli güzide albümleri, çevşenkonun favori grubu Drudkh da taze albümü Handful of Stars ile gecemi black müzikleriyle şenlendiriyorlar.

Tabii gündüzleri de boş geçmiyorum, Cynic, Traced in Air ile hala kulaklarımda çınlarken, yeni albümleri Road Salt One ile Daniel ve tayfası da kulaklığımdan canlı yayın yapıyorlar. Manowar ile bıradırs evriveeeer diye gençliğe hitap etmekten alıkoyamadağım zamanlarım da oldu seni anmadım yola bakmadım halaaaaaa.

Re - Traced

  • 0


Traced ile nested loopumdan yeni çıkmış iken, Cynic bu kez de son albümlerindeki bir kaç şarkının yeni düzenlemelerinin yer aldığı re-traced ile geldi oturdu meydane. Yeni düzenlemeler demişken daha bir aeon spoke vari olduğunu söylemek, her iki grubu da dinlemişler için bir fikir verebilir. Bilmeyenler de dinleyip kendi fikirlerini edinebilir hangi Cynic'i daha fazla sevdiğine karar verebilir. Ama nihai sonuç değişmiyor tabii, Cynic candır.

Our History will be What We Make of It

  • 0

Aşağıdaki postun sonuç kısmında alıntıladığım alakasız duran konuşma, ellilerde nam salmış amerikalı televizyon gazetecisi edward murrow'dan. 1958 yılında yaptığı konuşmadan alıntı. kendisini george clooney'in hem yönetip hem de oynadığı good night and good luck filminde de izlemiş idik. benim aklıma ise bu konuşma, maybeshewill'in Sing the Word Hope in Four-Part Harmony albümündeki aynı isimli şarkıdan düştü. edward murrow'ın konuşmasının kaydı üzerine döşenen post rock ile peydahlanmış bu güzide eser. bu kadar kelam üstüne, isteyenler yine aynı albümden This Time Last Year ile devam edebilirler yola.

iyi yolculuklar.

Alone and Unaware, the Landscape Was Transformed in Front of Our Eyes.

  • 0


Bu kez cebime tıkıştırdığım güzel müzikler ile geldim buralara. uzun zaman önce yakalandığım post-rock sevdasının benim adıma güzide keşiflerinden red sparowes'dan bahsetmek isterim. ilk.

grubun kısa tarihçesi

anne ayrı baba ayrı los angeles lı bir ailenin sorunlu çocuklarının grubu bunlar. lise zamanlarında patlayan half life'dan kafalarını kaldırdıklarında düştükleri boşluktan çıkış merdivenini müzikte ararlar, ve bulurlar. iyikide. yine psikolojik travmaları nükseder zaman zaman özellikle de sıra şarkılarına isim koymaya geldiği vakitlerde. misal, The Sixth Extinction Crept Up Slowly, Like Sunlight Through the Shutters, as We Looked Back In Regret... demişler. yahu böyle şarkı ismi koyacağınıza az söz serpiştirin içerilere, diyen çıkmadı mı hiç :)

müzik türü üzerine tartışmalar

tamam anladık enstrümental post rock yapacağız, şarkı isimleriyle de conceptial album moduna gireceğiz diyorsunuz. ama böyle yapacağınız bakın long distance calling'e onlarınki de post rock. nasıl katatonia mın kadife seslisi jonas ile işbirliğine gitmişler, yaaaa. hadi siz de alın mikael'i yazın beraber yazın söyleyin.

basından

şarkı isimlerinin iyice zıvanadan çıkmasından yakınan ve kameralar karşısında da rahatsızlığını saklamayan iso 9000 derneği dönem başkanı blakkheim şarkı isimlerine standart paketinin yolda olduğunu açıkladı.
..tek tip şarkı sözü.. bu durum böyle devam edemez, örneğin bir ekşisözlük yazarı red sparowes'un herhangi bir şarkısı için başlık açamayacak mı. böyle olmaz. şeklinde durumu örnekliyen blakkheim, metallica'nın unforgiven 4'ü çıkarması halinde bir yaptırım olacak mı şeklinde yöneltilen soruları ise cevapsız bıraktı.

sonuç

hazır yeni albümleri The Fear Is Excruciating, But Therein Lies The Answer arzı endam etmeye başlamışken semalarda,
dinleyenler dinlemeyenlere tek kulaklıklarını uzatsın. kardeş kardeş dinlesin herkes.

kaynakça

bu arada cynic diyip duruyorum uluorta ya, ne zamandır dinlememe rağmen aeon spoke isimli progressive rock grubunu ama bizim paul masdival ilen sean reinert'ın grupları olduğunu bilmez idim. ayıp bana. sağol ekşisözlük.

Kısa müzik

  • 0

Senfonik metalin öncü isimlerinden Haggard'dan, genişleme çalışmaları kapsamında gruba yeni isimlerin kazandırılacağı haberi geldi. Grup adına açıklamalarda bulunan Andreas, adayların bilgi düzeyini ölçmek için bir de sınav tertipleyeceklerini ancak yer ve zamanın henüz belli olmadığını duyurdu.

Anathema uzun aradan sonra yeni albümün yolda olduğunu müjdeledi. Bu albümde porcupine tree ve bilimum Opeth albümlerinden tanışık olduğumuz steven wilson ilen çalışmışlar. Hayırlısı olsun diyelim.

Bu arada Anathema demiş iken bir gelişme de danimarka'dan. her sene grupların türkiye'ye geliş sayılarına göre büyüklüğünü ölçen uluslararası bir ajans tarafından yapılan listlemede anathema, düş sokağı sakinlerinin de altına düştü.

Bir haber de Opeth'den. yeni albüm ile alakalı kimi açıklamalarda bulunun mikael akerfeldt, gelecek albümde farklı bir sound dinleyeceklerini bunun için ünlü bir isimle çalışacaklarını açıkladı. Bu ismin kim olduğuyla ilgili ısrarlı sorulara ise bir feat ceza vardı noldu ona sözleriyle göz kırparak cevap verdi.

I Know You, Stanley Milgram!

  • 0
hayat ne enteresan long distance calling felan. i know you, stanley milgram deyince almancı beyler kim ola ki stanley hissiyatı uyandı bünyemde. /*bir de stanley tucci var idi, o çağrışmadı*/ derken bir de baktım milgram deneyi, bir de baktım google.



nazi savaş suçlusu adolf eichmann'ın yargılanma süreci ve psikiyatrların eichmann'ın son derece sağlıklı ve normal olduğunu saptamaları, almanya'dan amerika'ya göç etmiş bir araştırmacı olan yale üniversitesi'nden psikolog stanley milgram'ın ilgisini çeker. acaba milyonlarca insanın toplama kamplarında öldürüldüğü nazi almanyası'ndaki yüzlerce üniformalı, yalnızca görevini yerine getiren, 'işini' yapan sıradan insanlar olabilirler miydi? milgram (1963), bu sorunun yanıtını bulmak için bir dizi deney gerçekleştirir. bu deneyde laboratuvara alınan denekleri 'beyaz bir önlük' giymiş deneyci karşılar. ayrıca, denek laboratuvara geldiği zaman yaşlı bir adamın da bu deney için beklediğini görür. deneklere, deneyin bir öğrenme deneyi olduğu ve bu öğrenme olayında birinin öğretmen, diğerinin ise öğrenci olacağı söylenir. öğretmenin görevi öğrenci bir hata yaparsa onu cezalandırmaktır. bu ceza ise elektrik şokudur. kimin öğrenci kimin öğretmen olacağını belirlemek için de kura çekilir. yaşlı adam araştırmacının asistanı, diğeri ise gerçek denek olduğundan kura düzmece bir kuradır. öğretmen rolündeki denek, voltajı artıran düğmelerden oluşan büyük bir elektrik jeneratörünün önünde oturtulur. öğretmen, öğrenciye kelime çiftlerinden oluşan bir listeyi öğretmek ve eğer öğrenci hata yaparsa ona şok vermekle yükümlüdür. öğretmenin en düşük voltajdan başlayarak elektrik şokunu her hatada artırması istenir. milgram içinde psikoloji uzmanlarının da bulunduğu onlarca insana deneylerin sonucunun ne olabileceğini sorar. tüm yanıtlar yapılması söylenen işin vahşetinin deneki caydıracağı ve araştırmacıyla işbirliği yapmayı reddedeceği yönündedir. fakat milgram'ın deney sonuçlarına göre deneye katılan deneklerin yüzde 65'i tüm voltaj derecelerini öğrenciye verir. ve hiçbir denek 300 volttan (en fazla 450 idi) önce deneyi bırakmaz. milgram, 1974 yılında araştırma sonuçlarını yayınladığında akademi çevreleri tarafından ağır eleştirilere maruz kalır. çünkü araştırma sonuçları yoluyla, her gün otorite mekanizmalarıyla karşı karşıya kalan bizlerin de bir canavara dönüşebilme potansiyelinin gözler önüne serilmesi rahatsızlık vericidir. vahşeti uzaklaştırmanın verdiği rahatlık ve bu vahşeti yaratanların birer canavar olduklarını düşünmek, milyonlarca masum insanın başına gelenleri uygun koşullarda bizlerin de yapabileceğini bilmekten elbette ki daha rahatlatıcıdır. işlerini yapıyorlardı. ... [1]

Milgram ulaştığı sonuçları açıklayan iki ana kuram geliştirdi.

  1. İlki, S. Asch'in çalışmalarını temel alan Uyum Kuramı'dır. Milgram başvuru grubu ile birey arasındaki temel ilişkiyi tanıtır. Karar verme konusunda, özellikle bir kriz ortamında karar verme konusunda hiçbir deneyimi veya yeteneği olmayan bir denek, kararı gruba ve gruptaki hiyerarşiye bırakır. Grup bir davranışsal model oluşturur.
  2. İkincisi ise Araçlaşma Kuramı'dır. Milgram'a göre, "itaatin özü, bir insanın kendisini başka bir insanın isteklerini gerçekleştiren bir araç olarak görmesi, böylece kendi davranışlarından kendisini sorumlu hissetmemesidir. Kişinin bakış açısındaki bu kritik kayma gerçekleştiği zaman, itaatin tüm öznitelikleri bunu izler". Bu temel olarak askersel açıdan otoriteye saygının temelidir; askerler üstlerinin emirlerini ve komutlarını, sorumluluğun subaylarda olduğunu bilerek yerine getirirler. [2]
..derken bir milgram deneyi olarak das experiment izlenebilir.

[1] gözde kiral - milgram'ı yeniden okumak@radikal iki
[2] vikipedi - milgram deneyi maddesi
[3] resim ntvmsnbc'den. sadece kendisine verilen göreve itaat eden asker.

Nyothing

  • 0

The fugs isimli bir grup yaşar imiş, evvel zaman içinde kalbur saman dışında. zaman kötü, underground gruplar hiç denecek kadarmış. ve bu zamanlın üstünden yıllar ve yıllar geçmiş. ortalık underground yuvası, insanlar balkabağından bozma hale gelmiş. derken bir gün amaçsız salınımlarına devam eden ben. sonsuz ihtimal hesapları sonucunda bu grubu, anlamsız internet dolaşımlarımın tam da binsekizyüzseksenikincisinde, bir wikipedia sayfasında nothing isimli şarkıları aracılığıyla duyar. hayatında herşeyler mi değişir, sarsıntı mı yaşar, ya da üst farkındalık boyutuna jonathan livingston'ın yanına mı taşınır. hayır bunların hiçbiri olmaz. hatta ertesi gün ise tüm bu bilgilerden aklında kalan sadece aşağıda yazılı olanlardır.
Karlos Marx: Nothing
Engels: Nothing

Bukunin and Krapotkin: Nyothing

Leon-a Trotsky: Lots of nothing

Stalin: Less than nothing.
azıcıklı son.

Vladimir Vavilov

  • 0
Az evvel playlistimden Giulio Caccini - ave Maria akıyordu ki, dedim sözlüğe hemen yetiştireyim benim en beğendiğim ave maria caccini'nin bestesi olanıdır diyerekten. ve dedim de. Derken ilginç bir bilgi kırıntısı edindim konu ile ilgili. Hemen paylaşayım.

Olaya Vladimir Vavilov'u almanın vaktidir şimdi.

Vavilov, 1925 yılında doğmuş. Gitarist, kopuzcu olarak takılan, kendi halinde besteler yapan Oblomov'un bir hemşehrisi imiş. Olayın enterasanlığı şu ki vavilov yaptığı besteleri, genelde Barok ve Rönesans döneminden olmak üzere, başka bestecilere atfediyormuş. Bu minvalde -minval kelimesini de ilk kez cümle içinde kulanıyorum, çok heycan verici yahu- yaptığı bestelerden ave maria'da da ihale Giulio Caccini üzerine kaldığı sanılıyormuş.

Post Rock Potpori



Nerdeysse bir yıldır son albümleri goodbye melody mountain i dinlememe rağmen bilognotuma not düşmek bu zamana nasipmiş the samuel jackson five'ı.

Norveç diyarının Oslo kazasından çıkan kendi halinde bir post-rock grubu kendileri beyler bayanlar. Post-rock dediysem; god is an astronaut, explosions in the sky, red sparowes felan. Sevdiğim bir müzik türünü güzel icra ediyorlar, kendi mecralarında gayet başarılı ritmler felan yakalamış arkadaşlar. İlk defa dinlememe vesile olan isimleri ise ilgi çekme konusunda bende işe yaramış görünüyor.

Bazı zamanlar bi yorum yapayım diyorum, o kadar dinliyoruz hani bu grupları. Acaba müziklerine kattıkları trompet vs. üflemelilerle jazz müziğe de göz mü kırpıyor bunlar şimdi, diye düşünüyorum. Sonra susuyorum. Dinlemeye devam ediyorum. Fazla uzatmıyorum, ki bünyede negatif etkiler -iki yiğit çıktı- meydane -birbirinden merdane- gelmesin.

Merdane demişken, merdaneli çamaşır makinamız vardı bi tane arçelik marka, napıyodur acaba şimdi.

Hazır post açmış iken müzik temalı, yndi halda isimli güzeller güzeli grubu da dahil edeyim. Kendileri ingiltere çıkışlı yine günün anlam önemine binaen post-rock yapan bir grup. Post-rock deyince neye benzediğine dair bi öngörünüz oldu herhal. Şimdilik tek bir albümleri var enjoy eternal bliss adında. Post-rock dedik iyi güzel ama şöyle de destekliyeyim bu gruplar içinde gerçekleştireceğim bir doğal seçilimde yndi halda yerini ön sıralarda alacaktır. Ona göre gerekli ehemmiyeti gösterelim kendilerine. Haydin selametle.

Açıklamaya müteakiben taksim-kadıköy.

Metamorphosis


Dün akşamleyin Philip Glass konserinde idim. Bu yağmurlu istanbul havasında sıcak evden çıkıp da yollara düşüş pek kolay olmadı, aktarmalar felan, amma velakin kapıda fazlabiletinizvarmı cıları görünce vay anam vay neler dönmüş serhat ya dedim kendime.

Mr. Gri, çalıştığım yerden başladı konsere, döne dolaşa dinlediğim, Solo Piano albümünden çaldı ilk parçalarını. Piyanonun tuşlarına ilk dokunmasıyla da, çıkan ilk ses partikülünün yüzüme o joker gülümsemesini yerleştirmesi mesafe/340 saniye kadar süre aldı. Konser sonrasına kadar da inmedi yerinden.

Epizod aralarında yaptığı ince espriler ile de güldürttü bünyeleri Mr. Gri. Misal Metamorphosis'leri çalmadan önce 1 ila 5 nerdeyse aynı, onlardan birini çalayım da çok uzun kaçmasın mealinde söylediklerine, yahu philip para verip geldik buralara dağları aştık sen çıkmışın, zaten hepsi birbirinin aynı lan bu şarkıların modundasın, bunun bir adı var minimalizm derler buna Philip.

Haydin sağlıcakla kal. Ennio amcayı da çağır gelsin emi.

Found Songs

  • 0


Çokça klasik müzik özü barındıran, içine biraz da indie tuzu serpilmiş güzel müzik yapan bir insan evladı olafur arnalds. Ben found songs isimli 2009 çıkışlı albümü ile başladım kendisini dinlemeye, siz de bi yerlerden başlayın derim.

Hazır başlamışken Olafur'un hemşehrisi, çello çalan bir hanım kız -Hildur Guðnadóttir- in bu sene çıkmış without sinking isimli kasetini de denemek istersiniz belki. referans isteyen kurumlar için bilgilendirme; kendisini piyasaya Sezen Aksu sunmamış olsa da, daha önceden çeşitli indie/post-rock gruplarıyla çalmışlığı var imiş.


there is a light that never goes out

  • 0


*oh please don't drop me home
because it's not my home, it's their
home, and i'm welcome no more
and if a double-decker bus
crashes into us
to die by your side
such a heavenly way to die
and if a ten ton truck
kills the both of us
to die by your side
the pleasure and the privilege is mine

foto karşıdaki apartmanın pozudur. sözler the smiths'den adı başlıkta geçen de şarkının ismi. son günlerde david bowie - starman ile pek bi dinlediğimdir. top 1-2 listemin zirvelerindedir.

Control

  • 0
Deadwood -hbo yapımı bir western dizisi- izlemek sebebiylen bir süredir filmlerimi nadasa bırakmıştım. ki haftasonu ian curtis'in ve dolayısıyla joy division'ın hikayesinin anlatıldığı control isimli filmi izlemek için orucumu bozdum. iyiki de bozmuşum, şöyle ki bir süredir zaten joy division arka fonunda ilerlemeye devam ediyordu hayat.

arkasına ingiliz şehirlerini almış filmleri de sever bünyem hani, söz konusu da güzel oyunculuk, iyi senaryo -yazan: ian curtis- olunca izlenmeli bir filmdi benim için. seyrederseniz senin de beğeneceğini düşünüyorum.

derken dip not; yahu fatih'in istanbul'u fethettiği yaşları geçtik gayrı da, ian curtis'in öldüğü yaşlara gelmişiz. kurt cobain, jim morrison, anthony moore napıyorlar acaba?

iki şey

  • 0
birincisi, efendiler bu mecra aracılığıyla daha önce sigur ros'un Heima isimli documentarysinin haberini vermiş idim. geçenlerde alt sokak'tan edindiğim bilgiye göre mogwai'nin de bir belgesel filmi ilk kez festivalin birinde yayınlanmış, kendisini tanıştırayım Burning. istanbul film festivaline gelir de izleriz umarım.

ikincisi; bu aralar kansas isimli rock grubundan carry on my wayward son nameli parçayı dinliyom. gayet gaza getirici bir parça olmakla birlikte, bilimum adrenalin gerektiren durumlarda dinlenebilir. ahan da alta koyuyorum ki bakasınız tadına.


time Flies

  • 0



şimdi musiki.

zaman geçerken -bakınız başlığa gönderme- tabi yeni yeni albümlerde peydah oluyor - bakınız peydahlanmak- musiki çevrelerinde. her ne kadar takdire şayan bloglar ve musiki forumları vasıtası ile takip etmeye çalışsam da yer yer ipin ucunu kaçırıyorum -dolayısıyla yeni albümleri de. derken kim basingerlar gelmiş, kim kalströmler geçmiş oluyor. ben hala koynumda 98 dünya kupası albümü Allez! Ola! Ole!
Neyse ki arayı fazla arayı uzatmadan dinleyici kariyerime devam edebildim. Adaptasyon sorununu aşaraktan. Evet. Yukarıda da albüm resmini gördüğünüz porcupine tree'nin yeni albümü olur. Dinleyiniz, yakın çevrenize ısrarla dinletiniz, yetinmeyip eski albümlerini de paralel paralel edininiz. Yok efenim ben tanımam deyenler için de deneme sürüşü babında bu albüme ait singleton bir parçayı da ekliyorum aşağılara biyerlere. iyi dinlenceler size ayrılabilirsiniz.

musiki bitti.

Buraya kadarıyla ilgilenmeyenler, bloga cesaret hormonu -kendisi yaşanmış bir hikayedir- ararken düşenler siz kalın, derdiniz ne olum sizin! Neyse sizi de eliniz boş göndermeyeyim. Koşun eş dost çevrenize anlatın, steven wilson ki kendisi bahsi geçen grubun önde gelen elemanlarındandır -yani frontman- h1n1 den korunmak için çocuklarına aşı yaptırmıştır. Dr. WHO bile tavsiye ederken, sakınmayın kendinizi, çöp batar. De hadi uzatmayın gayrı.

Beirut

  • 0


Sadece kayıdın nerde o seksenler geyiğine ait bir
eserin yorumu olmasından değil. Beğenileceğini, beğenilmese bile en azından bir doz denenmesi gerektiğini düşündüğümden Beirut isimli bu güzel grubu paylaşma ihtiyacı hissettim sizlerle, nedendir bilinmez.

Eğer ki birinci levelı atladı iseniz buradan buyurun..