• 0
forward maillere savaş açmıştım bir süredir.geleni, okumaya davranmadan siliyordum. artık işi bir adım daha ileri götürmeye karar verdim. gelir gelmez kendilerini imha etmelerini sağlayacağım. böylece "gözüm görmesin seni" lafını da pratiğe dökmüş olacağım.mutluyum.

bilgiyi verip giden adam

ilk spam mail 01 Mayıs 1978'de DEC marketing tarafından abd'nin batı kıyısındaki bütün ARPANET adreslere yollanmış.
  • 0
erikli tarçınlı lipton marka çayla melankolikleşeceksin deseler inanırdım.inanmakta haklıymışım. açtım müziğimi, koydum çayımı, gitgide içiçe giren bonibon kutularında seni düşünüyorum.
bildiri: bu hafta pazartesi günkü dersten çok fazla sıkılmam sebebiyle erken çıktım.dolayısıyla köşe diye tabir ettiğim şey de yarım kaldı.bu yüzden bekleyenler olabilir diye geç de olsa söyliyeyim dedim, artık beklemeyin.
vadafonun geyik temalı kampanyası var ya hani reklamlarda çıkıp duran.yararlandım ben ondan.(neden anlatıyorum bunu).(çünkü) bu hayatımda yaralandığım (tansaş indirimli mantı dışında) ilk kampanya.hayata karıştığımı hissettim bir anda, sosyal bir yaşam formu olduğumu. sistemin dışında kal, onlar gibi olma diyorlar ya hani bazıları, yalan. annem demiştir hep girişken olacaksın diye, gireceksin sisteme gerekirse "sistemin içinde sisteme karşı" modunu açarsın.
y= ben neylersem güzel eylerim,tek doğru benim doğrumdur insanı

x= peki ben ben insanı

x: bence şu şöyle bu böyle dimi, sence de öyle di mi.

y: ya aslında şu böyle bu şöyle.

x (iç ses): yek yaa
su ısıtıcı isimli alet çalışmıyor, aldığım özel bergamot aromalı çay boşa mı gitti acep.. boşa gittiyse eğer koyar vallahi.o bu değil de ne güzel çaydın sen erikli tarçınlı, dört tarafı kaplı özel korumalı poşetteydin ya açmaya kıyamazdım..

edit: su ısıtıcı aletine bi iki kere pat pat diye vurunca çalışıyormuş.

The Dave Brubeck Quartet - Take Five

  • 0

The Nines




maymunlar 6, insanlar 7, koalalar 8,avatarlar - bir nevi evrimin bir üst basamağına çıkmış olanlar - 9 tanrı ise 10 numara..the nines denen film de işte bu 9 numaralardan birinin evren yaratma oyununu , kendi mükemmeli arayışını anlatıyor - arada reset çekmelerinde milyarlarca insanı da uçurduğunu saymazsak hoş bir uğraş.4000 yıl süren uğraşın, yaratılan 90 versiyon dünyanın sonunda ,sevgilisini - bir nevi bilgisayar oyunu bağımlılığı gibi- çekip almak isteyen bir başka 9 numara hatun geliyor bize yansıyan kısımlarda.bunlar öpüşüyor felan öyle ilerliyor hikaye..

çeşitli rollerinde defalarca gıcık olduğum velet oyuncu Dakota Fanning'in bir kardeşi olduğunu da bu filmle keşfetmiş bulunuyorum.başroldeki Ryan Reynolds'u farkında olarak ikinci izleyişim ,memnun kaldığımı söyleyebilirim.son hikayede sakallı haliyle ormanlarda gezmece yaptığı sırada lost adasına düşse lan bu diye düşünmedim değil..

film bilim kurgu olunca alt metinler çıkarmak mümkün olabiliyor hikayelerden ancak saf bilim kurgu gözüyle izlemenin daha keyifli olduğu kanaatindeyim.yok burda yönetmen kime seslenmiş ,filmin teması , aslında söylemek istediği.. gibi düşünceleri önemseyememişimdir zaten böyle filmlerde.

hem yukardaki paragrafı yazıyorsun hem de her bölüm sonrası lost üzerine konuşmaya bayılıyorsun bu ne yaman çelişki ?

Evet.

Sesli Düşünüyorum : Islanmak Güzeldir

  • 2



reklam kokan bi başlık attığımın farkındayım."artık ben de okunayım,bilineyim,popüler olayım", ya da "underground kalsam bile bi 5 kişi okusun en azından be" gibi düşünceler geçti netekim aklımdan.hazır da ıslanıyorum çok süper başlık olur bu kelime öbeği diye düşündüm gelirken.

yek yaa.

evet haklısın.aslında korkuyorum takip edilmekten , gözlerin üzerimde olmasından çünkü ne kadar fazla göz o kadar korku benim için -bu cümlelerde gece izlenen Lars and the Real Girl filminin etkisi göze çarpabilir.

bi 15 dakka sonra yazdığına yabancı kişinin devam etme çabası

bissürü param olsun ,bissürü yeri de gezebileyim bu sayede ama herkesin görebileceği yükseklikte bi yerde olmayayım.tam tersine insanların içinde gözden rahatça kaybolabileceğim -şimdi neysem sanki- bi yerde olayım.burdan yazar ilgiden bunalmış artık inzivaya çekilecek çıkarımı da yapılabilir.o da sana kalmış ama ben ilerde dönüp dönüp aha ben yazdım bunları diyebileceğim bişeyler yazma konusundaki ısrarımı sürdüreceğim.

her hafta pazartesileri derste defterime tam sayfa yazmaya,çizmeye de devam ediyorum bu arada ,ısrarla fotokopicide çoğaltınız..

See You in London

  • 0



you say the hill's too steep to climb
just climb it
you say you'd like to see me try
climbing
you pick the place and i'll choose the time
and i'll climb
the hill in my own way
just wait a while for the right day
and as i rise above the tree lines and the clouds
i look down
hear the sound of the things you said today

fearlessly, the idiot faced the crowd
smiling
merciless, the magistrate turns 'round
frowning
and who's the fool who wears the crown?
and go down in your own way
and every day is the right day
and as you rise above the fear-lines in his brow
you look down
hear the sound of the faces in the crowd