Kayıtsız Şartsız İnsanlık
Piyasa koşullarında insaniyet getiri puanı yükselen israil devleti karşıtlığı yüksek talep görmeye devam ediyor. Borsa yeni bir rekora koşuyor. Peki elini insan kanıyla yıkamamış bir devlet var mıdır ki bir diğerine insaniyet namına dur diyebilsin.
*Go fuck yourself with your atom bomb
I don't feel good don't bother me.
I won't write my poem till I'm in my right mind. Allen Ginsberg
Jewish Voice for Peace condemns Israel's attack and killing of members of the Freedom Flotilla aiming to bring much needed aid to the besieged Gaza Strip.
Before the flotilla was attacked, Yigal Palmor, an Israeli foreign ministry spokesman, said,
"If we let them throw egg at us, we appear stupid with egg on our face. If we try to prevent them by force, we appear as brutes."
Israel has more than egg on its face. Israel has blood on its hands. At least 10 passengers have been killed by Israel and about 30 wounded in international waters. This is just another deadly escalation of Israel's harsh repression of nonviolent protests against the occupation, paid with American tax-dollars.
The White House has stated that it "deeply regrets the loss of life and injuries sustained, and is currently working to understand the circumstances surrounding this tragedy."
This is not enough.
President Obama should call for an immediate lifting of the siege of Gaza. He should support an international and impartial investigation into the tragic killing of civilians in a humanitarian mission. And he should suspend military aid to Israel until he can assure the American public that our aid is not used to commit similar abuses.
Nyothing

Karlos Marx: Nothingazıcıklı son.
Engels: Nothing
Bukunin and Krapotkin: Nyothing
Leon-a Trotsky: Lots of nothing
Stalin: Less than nothing.
*Giù la testa

bahsi geçen jaun miranda güzellemesi;
I know what I am talking about when I am talking about the revolutions. The people who read the books go to the people who can't read the books, the poor people, and say, "We have to have a change." So, the poor people make the change, ah? And then, the people who read the books, they all sit around the big polished tables, and they talk and talk and talk and eat and eat and eat, eh? But what has happened to the poor people? They're dead! That's your revolution. Shhh... So, please, don't tell me about revolutions! And what happens afterwards? The same fucking thing starts all over again!

ve yetmedi diyenlere mao zedong'dan gelsin;
Revolution is not a dinner party, not an essay, nor a painting, nor a piece of embroidery; it cannot be advanced softly, gradually, carefully, considerately, respectfully, politely, plainly and modestly.
spaghetti western başlangıç için öneriler;
For a Few Dollars More
The Good, the Bad and the Ugly
Once Upon a Time in the West
A Fistful of Dollars
My Name is Nobody
*Duck, You Sucker
yöneticilik for dummies
ilksöz: bu programın temel amacını paylaşayım sizlerle; dummy yöneticilerimin iş hayatında verdiği doneleri -kendileri böyle derler- inceleyerek öz kısmını sizin paylaşıyor olmak. -bakın işte farkettirmeden başladım bile -yor olmak ne boktan bir ifadedir bu yahu- haydi aynanın karşısına geçin ve cümle içinde kullanın bu ifadeyi, ne duruyorsunuz sizi şapşallar. isteyenler artı olarak da karşısında devamlı kendisine aptal, aptal... diyen biri olduğunu düşünebilir ancak burdaki kritik nokta kendinizi olabildiğince ciddiye almak.
bir demet püf noktası: kendinize başarılı biten proje maillerinde, dikkat edilmesi gereken konular subjectli maillerde, razelet -ben yanlış yazmadım o kadar sinirlisiniz ki hızla kelimeyi yanlış yazıyorsunuz- topicli maillerde kullanılacak bir kelime öbeği seçin. bi bok anlamadıysanız örneğime yaklaşın, misal bizim kurumsal geçinen şirketimizin dummy yöneticilerinin seçimi hepimiz aynı gemideyiz ifadesini kullanmak yönünde. tabii önce saçma, anlaşılabilirliği olabildiğince düşük cümleler salatası kurmanız tercihimdir. böylece çalışanları bi an afallatıp ben nerdeyim moduna düşürebilirsiniz.
sonsöz: bok.
Andımız
C.Palahniuk ile.

amerika'da yer altı kitapların yazarı gençliğin fight club filminin yazarı olarak tanıdığı chuck palahniuk ile istiklal'de kafelerden bir kafede konuştuk. kendisine sorularımızı yönelttik. işte röportajdan satırbaşları.
“Orhan Pamuk'un nobel ödülünü alması tamamen siyasi skandaldır. Dış mihraklarınız sizi yıpratma tersanelerinize girmek istiyor.”
“AKP'nin politikalarını çok yersiz, devletin varlığına zararlı buluyorum. Gelecek dönem MHP'den Bilecik'e aday olmayı düşünüyorum.”
“En sevdiğim spor poi şu aralar. Kendimi tamamen kaptırmış durumdayım. Bence olimpiyatlara da alınmalı poi, burdan iaaf 'e sesleniyorum duyun sesimi.”
yazının tamamı pazar ekinde.
Yan kı
deja vu demek, ilk defa yaşadığın bir olayı daha önce yaşamış hissine bürünmektir ya hani. yani en azından paris sorbonne üniversitesinin bu kavram için oluşturduğu tanım bu. sıradaki hıkayemiz de bu tanımdan hareketle oluşturulmuş bir gerçek yaşam kesitidir.
bilgilendirme**
geçenlerde yine kadıköyde fink atarkene - hani şu nato karşıtı gençlerin 60 sene yeter, nato dağılsın temennili eyleminin olduğu gün- umut sarıkaya'nın bir karikatürüne deja vu oldum.
tam olaya girmeden şunu da söyliyeyim ki nato karşıtı bir eyleme katılmayıp mavi hapı seçen, seyirci kalan kendimi kınıyorum efendiler. kapitali gördün aktivistliğini kaybettin nerde o 68 pehey denilebilir ancak demeyin öyle netekim solun o birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğu şu günlerde yapılmaz bu. hoşgörün. haydin devam.
öğleden sonranın ilk saatlerindeyiz. boğadan bahariyeye girmiş dükkanlara bakaaa baka ilerliyorum bi an dükkandaki yansımada bir kafa dikkatimi çekti. öyle bir kafaydi ki o, hani bir zamanların orta halli sit comu kerem ile aslı vardı ya, orda kerem'in yakın arkadaşı olan çılgın genci oynayan adamın kafası. ciddi ciddi yanımdan geçti elinde cep telefonu, ayağında pantolonu yürüyordu. -ayağında pantolonu diyerek yazar hangi söz sanatını yapmış bilin bakalım- hiç böyle aman tanınmayım diye gözlük takmaca, şapkayla yüzü örtmece aktivitelerine de girmemişti ki kendimi ünlü görmüş olmanın haz havuzuna bırakayım. gözüm bi yerden ısırıyor ama nerden moduna girmeni hep engeller bu insanlar. bu arada teoman'ın x. albümünün y.şarkısı olan istasyon insanlarına referansta bulunmak isterim. bir kar tanesi olsan yemekteyiz yarışmasına katılsan be teoman. he be teoman nerdesin olm sen bi varsın bi yoksun.
neyse ney efenim konumuza dönelim, günün ilerleyen saatlerinde tam ellerinde rengarenk pankartlarıyla gençlerimiz meydanları arabalara terk ederken, güneş hafif yan yatmaya başlamışken onu gördüm karşımdaki masada. annemle devamlı üstüne fikir teatrisinde bulunduğumuz, çarşam akşamlarının vazgeçilmezi yaprak dökümü dizisinin belki yükte hafif ama pahada ağır mı ağır karakterini ,tam ismini hatırlayamadım biz ona katır diyelim, gördüm. o ucu kıvrık bıyıklarıyla oturmuş sanki bizden biri gibi çorbasını içiyordu ki, uzaklaştım ordan.
