anarko sataşma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anarko sataşma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
  • 0
hukukun terazisini tutan kadına tecavüz eden ağır libidolu hakimlere, yüksek recebvebulent ucubelerine karşı, sivilitaatsizlik.

Zekeriya 451


rapidshare, imamın ordusu isimli kitabbı sunucularında barındırarak teröre yatağını açıyorsun. van minüt titre ve kendine gel.

#blogumadokunma

  • 0

Blogspot en iyi şu DNS ayarlarıyla görüntülenir: 208.67.222.222 ve 208.67.220.220.

su içmek vücudu yorarmı

  • 0

hiçbirşey demesem de başlık olarak tek başına arz-ı endam etsen su içmek vücudu yorarmı ymış bloga acıyan bir arama motorunun bir oyunu mu bu yoksa anlamsal arama motorlarından birini g.t etmek için sorulmuş bir turist ömer sorusu mu (bkz. kompiter bu haftaki toto sonuçlarını versene)
yazar burda zzzt erenköy mü demek istiyor yani peki kime sesleniyor bana mı bu kadarı da fazla ama ne dememi bekliyor ki benden Listen and learn, let your heart lead you and you will find the solution's near gibi birşeyler söyliyebilirim belki zorlarsam hoş bir şarkıda duymuştum onu da bir zamanlar bir zamanlarmış dün değil miydi o ağzında hiç düşürmediğin küfürün kulağında aypodun otobüste giderken dinlediğin şarkı nostalji yapma isteğinin tavan yaptığı zamanlardan mı geçiyoruz yoksa bir ben miyim bence sende pancurlu karanlık bir odada bulunmanın verdiği etkiler var çık biraz hava al dolaş gez toz peki şimdilerde yapılan g.t kadar balkonlu evlere karşı tepkilerim de mi bundan nerde o eski ahşap evler allasen illa ahşap mı olmalı güzel evler illa çengelköyde mi olmalı fiko'yu biliyorsun sen de izledin zamanında çok mu mutluydu yani ahşap evi vardı diye sığ düşünceler içinde boğulacak gibi hissediyorsan sadece ayaklarını sok önceleri bari en azından saçmalıyorsun yoksa You're alone in your bedroom Hiding from the world, staring at the ceiling uyumuşum rüyamda bir göldeyim tatlı suda yüzmek daha zordur diyorlardı doğruymuş ilkönce onu doğruluyorum ananem uyandırıyor tam yeni bir hipotez atackken ortaya gönülçelen başlamış john cage'in 4'33'' adlı eserinden bahsedince burjuva makamından eğitim görmüş müzik öğretmeni öğrencilerini ben bunu biliyom ki diye kıs kıs içiyorum çayımı bunların hiçbiri su içmek vücudu yorarmı sorusunun cevabı değil su deyince aklıma bir herakleitos bir de sibel can geliyor onlardan alıntılarla cevap veremem ama bu soruya Do you remember that time We were showing off our brand new flashy bikes

The Hurt Locker

  • 0

The Hurt Locker (2008)
Yönetmen: Kathryn Bigelow
Yazar: Mark Boal
Oyuncular: Jeremy Renner, Anthony Mackie, Brian Geraghty, Guy Pearce, Ralph Fiennes
Ülke: USA
Imdb puanı : 8/10
Benim puanım : 5.5'dan 6/10

malum oskar ödüllerine giden yolda, çeşitli kurum ve kuruluşlar ödüllerini dağıtmaya başlarken, yeni yıl dolayısıyla da insanlar ikibindokuzun en iyi on filmi listelerini yaptı. ben de bunlardan birinde görmüş olacağım ki not etmişim hurt locker filmini notepadime.
son yıllarda ana akıma uygun şekilde amerikan askerinin rambolukları değil de, ırak'ta afganistan'da ne boklar yediği, psikolojik bunalımları felan geliyor ekranlara. bu adamlar ne yapsa yıllar boyu filmlere, tiyatrolara, kitaplara konu olmuyor mu zaten sorarım kendime. evet öyle lan harbiden. yok şöyleydi, böyleydi felan. lüzumsuz lüzumsuz hareketler. sakin ol.
biz kızılderilileri öldürdük ama içimiz acıdı, bu konu üzerine yüzelliiki tane film çekelim bunlarda kızılderililerin ne kadar kadirşinas insanlar olduğundan dem vuralım. ama bazı hırtlıklarının da olduğunu filmin içine yedirmeyi unutmayalım. netekim amerika sen ne yüce ülkesin, ne güzel bayrağın var senin.
aaa bak sen ırak'taki patlamalarda kilolarca insan heder oldu yine.. napalım o zaman dökelim ağırlığınca parayı james cameron'un önün o bize şöyle efekli mefekli kallavi bi film çeksin, yüzeyden değil de alttan bizi eleştiriyomuş ayağına. meğersem o şirinler bozması insanlar ıraklıymış. film sonrası da medyaya da salarız yok bu solcu filmi yahu, james cameron ayağını denk alsın plan felan yapmasın. ernesto yaşasa number van is avatar derdi diye çıksın playboy dergilerinde. bull shit men. çıkın adam gibi biz bi bok yedik, mal gibi oraya buraya saldırıyoruz, kendi götümüzden korkar olduk bizi affedin deyin. size ruban okulu açar tayyibbey kalbinin en lütufkar köşelerinde. üsküdar'da çay ısmarlar takılırsınız.

anaaa bak sen lafa dalmışız nolmuş deniz seviyesi mi yükselmiş, o tuvalu'daki zavallıcıklar ölecek miymiş. anaam kıyamam. kopenhag'da mal mal bira içip hamburgerimizi yiyelim önceeee /*aç ayı mode on*/ insanlar iklimler değişiyor, denizler yükseliyor derken. afrika devletlerine, ada devletlerine kıçımızla gülelim. ama çin şöyle yapıyo diyelim onlar hindistan'a atsın topu. hintliler de ne bok yerse yesin, zaten onlar için slumdog millionaire çektirdik kaç paraya, ödeşme vakti. hem bizim işleri de onlara havale edip haksız kazanç kazandırmıyoz mu hindibalara dimi canıım. daha da olmadı son çözüm dökeriz paraları gizli ajanımız roland emerih'in önüne çeksin bi tuvalu felaket filmi. nolcek?
neyse burdan da gladioya girerdim ya. şimdi boktan filmimize geri dönebiliriz. /*üzgünüm kate senin ekmek parana da mani oluyorum ama losttan kazandıklarınla yeterince büyütmüşün kıçını zaten.*/ yav işte yaklaşık bir dakika gözüken kötü askerin yaptıkları var filmde. karşılaması açısından biraz da aptallık derecesinde iyi asker/doktor serpiştirilmiş. sonlara doğru da lost'un kate'i arz-ı endam ediyor. bunların dışında bomba imha ekibinde çalışan üç delikanlının çeşit çeşit macerası, psikolojik durumları, iç/dış çatışmaları ortalara saçılmış filmde. isteyen alır gider, istemeyen bırakır kaçar. bir diğer nokta filmin, my name is earl vasıtasıyla öğrendiğim, daha sonra bowling for columbine ile hatırladığım amerikalıların cops dizisine benzer gerçeğe yakın, belgeselvari diyebileceğim yapıda ilerlemesi. bi de üç boyutlu gözlük taksan tam süper olucak. işte böyle bir film hurt locker. eğer ki apocalypse now'ı izlemediyseniz onu izleyin. dahası jarhead'i izleyiiiin askerliğin ne kadar aptallıkla dolu olduğunu yaşamadıysanız sam mendes'den izleyin. hatta çekinmeyin son of rambow'u izleyin sonra hala vaktiniz varsa, iyi seyirler.

Ölçü

  • 0
merhabalar, birilerinin gönül çelenleri/kalplerine saplanan cam parçaları/düş kırıkları/bok çukurları/afili delikanlıları. gelecek on yıl içinde tıp diye zikredilen domuz gribi sektörüne -hastane duvarlarındaki şşşş işareti yapan hemşireyi tenzih ederim- en az bir mehmet öz katkısı yapmak amacıylan oturduğum yerden başlıyorum birşeylere. mc ender-param olacak vol. iii
olayın evveliyatından başlıyayım. 16. yy'dan beridir anadolu köylerinde manken vücutlu olma derdinde genç kızların, tansiyon derdinde dedelerin/ninelerin kullandığı bir yöntem bu aslında. ben allayıp pullayıp üç boyutlu remake yapıyorum bu yüzyıla uygun bir nevi. bu derin araştırma safhasında, türk sahaflar birliğ, türk tarih kurumunun ermeni tezleri, muazzez ilmiye çığ'ın sümer tarihi kitapları ve dahi nutuk hep baş ucumdaydı lakin metallica 1989 yılında çıkıp seattle il meydanında konser vermeyeydi bana bu ilham gelmezdi gibi gibi. girizgah biter.
zeytin. yüzyıllarca iştah açıcı, idrar söktürücü, ateş düşürücü, tansiyon düzenleyici olarak kullanıldı insaniyet namına. ama şimdi tamamiyle farklı bir boyut ile ele alınıyor. bir ölçü birimi olarak evet evet yanlış duymadınız ölçü birimi. bir arpa boyu yol gidemedim gibi bişey yani ama tam olarak da değil. iddia ediyorum hayatlara fazilet gelecek. bir lokma bir hırka düşüncesi benimsenmeye başlanıp alttan alta belki tüketim toplumu ortadan kaldırılacak, iki lokma bir zeytin diyorum genç insanlar. üç ileri bir geri gibi, iki lokma bir zeytin. üç korner bi penaltı gibi, iki lokma bir zeytin.
böylece karışık kalori hesaplarına hiç mi hiç gerek kalmayacak. kibrit kutusu büyüklüğünde peynir mi dedin diyetisyen bey yooo no more. iki lokma peynir, bir zeytin. kulak memesi kadar reçel mi diyorsun pepsi yaşatır seni seda sayan hayır hayır yoldaş hayır. bi çatal reçel bir zeytin. melikşah devrinin de sonu gelir nizamülmülk bile öldürülür.

reklamlar..reklaml..rekla..rek..r.. onbeşülkeden onbeşgladyoüyesi aynıevde, evkameralarlakaplı gündüzleriderinişlerile -savcılarayakalanmadan- parabiriktirmeyeçalışırken geceleridoyumsuzcaeğlenerekçılgınlarca sevişecek. yakında. rahmetliconefkenedininsunumuyla.

geldik fetret devrine.
bu kısma da karşılaştırmalı fotoğrafları koymak istiyordum amma velakin daha ben de etki edecek kadar kullanamadım yöntemimi. hemen gaza gelip olayı paraya dökeyim istedim. neyse sizlere hidiv kasrının yerlilerinden bir zat ile veda edeyim. bay bay.




Cevap hakkı

  • 0
Sondan başlayalım.

kovboy müzikleri pink floyd
aramasıyla uzak diyarlardan gelen insan. unknown location insanı, ne diye gizemli triplere giriyorsun söyle bakalım. unknown location imiş, peh, ilgi çekmeye mi çalışıyorsun sen, dökül bakalım. ya da pink floyd'un kovboy müziği var mıdır ki lan diye iç sesini gugıla vururken nerden geldiğin nere gittiğin belli olmasın mı istiyorsun. tamam bu anlaşılabilir bir durum. senin mokasenlerinle bir süre dolaştıktan sonra anlayışla karşılıyorum seni. mokasen ayakkabı demekti di mi, ben ona göre kullandım yani. yanlış anlaşılmaya meyil yok! dur yolcu!

rachel bilson popomundo aramasıyla yarışmamıza taaa polonyolardan katılan genç insan, krakow nasıl soğuk mu, üşüyor musun? eğer ki amacın buysa, rachel bilson'ın popomundoda oynadığı karakteri öğrenip de ne yapacaksın merak ediyorum, ona serenat mı yapacaksın, yemeğe mi davet edeceksin yoksa ayak üstü iş mi pişireceksin.. bunlarla kazanamazsın rachel'i haberin ola. bak çok güzel grubum var thevenin isminde sana onu satayım üç beş kuruş girsin benim de cebime, ne dersin? tamam, çık dışarı diyecem, onu da diyemiyorum hava soğuktur donar kalırsın netekim. neyse tamam çıkma ama daha yararlı şeyler ara internetlerde, mesela plüton neden gezegenlikten çıkarıldı, plütonu gezegenlikten çıkaran meclis kimdir nedir, bu olayların arkasında hangi israil komplosu vardır felan. bunlarla ilgilen biraz da, bir de çok merak ediyorum sizde de dış mihrak var mı? hemen google translate ile çevirip bir kez daha soruyorum. Czy też nie wybuch? vay anasını 2009'un sorusu bu olsun he mi. bi de yakalamışken seni, orda hala icq kullanılıyo mu? bi de asl?

avusturya wien'den rockn coke poster font beklentisiyle düşen arch angel. sana mutlu haberi vermek isterdim emmeee olmadı, olamadı. bulamadım aradığın yazı tipini. yine de üzülme sen he mi, hem rockn coke fontu pek de güzel değil sen
helveticadan şaşma bence. bi de rockn coke'a bu sene kimler katılcak biliyon mu hiç. ben bilmiyom hiç. ama sonisphere festivali varmış gitmiş geri gelmiş felan bu sene türkiye'de de olcak hatta iron maiden, slayer gelcekmiş diyorlar ordakiler burdakiler. haydin keep rollin.

en sona seni bıraktım kırıkkaleli. sen bu bloga gugıl aramalarıyla gelen, gördüğüm en şahane insansın. tam da istediğin yere geldin umuyorum ki aradığını buldun. beni cepten felan istediğin zaman arayabilirsin. nasıl buralara geldiğini söylemeyerek de gizemli bir ortam yaratıyorum ki daha çok ilgi çekeyim. evet yukarıdaki elemandan öğrendim. az önce iki kere çaldırdı bu, aradım. abi valla öle diyon ama bu gizemli tripler sonrası tadından yenmez çevre edindim kendime sen de denemelisin bence, öptüm bay. dedi kapadı.

bu arada dip not niyetine şunu belirteyim ki; son günlerde müzik kategorisindeki yazı sayısının otuzbirde sabit durmasından mütevellit sanıyorum, 31 aramasıyla bloga giren ergen ruhlu sayısında önlenemez bir yükseliş var. burdan onlara da bir çift sözüm olsun. dağılın lan.

si yu leytır eligeytır.

Hizmette sınır

  • 0
biloğuma antalya'dan, david beckham pink sea short aramasıyla gelen sevgili hanım kız/erkek. her kim isen öncelikle hoş geldin, sefalar getirdin. her ne kadar açık denizde kendini kaybedip de buralara sürüklenmiş olsan da biloğumda yerin var. susadım bekıma gelmez olaydım, deyip de kaçma hemen, hele bir soluklan. sen biraz soluklanırken ben de hemen senin isteğine uygun birşeyler bulmaya çabalayım.
*
inan bulabilmeyi çok istedim. bulamadım. seni buralardan eli boş göndermeye de gönlüm elverdmedi. şöyle bişeyler var belki ilgini çeker; 1,2,3,4,5,6.
*
ama sen yine de, aramaya inan.

Güveçte kuru fasülye

  • 2

biloga, düdüklüde kuru fasulye aramasıyla düşen bir vatandaş olmuş. bilinçli bir bilogger olaraktan kendisine en güzel kuru fasulyenin güveçte yapılacağını, bir de böyle denemesini tavsiye ederim. afiyetle.

Çörek otlu tuzlu kurabiye açılımı

  • 0


Humus açılımı postunda belirtilen durumun vehametini göstermesi açısından ve açın halinden tok ne anlar diyerekten ifşa ediyorum bu görseli.

*çünkü sevdiğim yiyeceği bulamıyorum. eğer bulsaydım, inanın bana, ben de siz ve diğerleri gibi tıka basa karnımı doyururdum.

franz kafka
- açlık sanatçısı

Humus açılımı


yeni filmi geçtim, kediyi zaten sevmem de karnımı bir doyuran bile yok be sezen jewel nası gülümseyeyim. bu arada gülümse şarkısında iklim değişikliği konusuna değinmesiyle ileri görüşlülüğünü kanıtlamış şarkı yazarı her kim ise. bir kuple ile sözlerime son vereyim.
söylemeden geçmek istemedim
hayattan indim binmek istemedim
ücreti uzattım almak istemedin
amaaaaan hey.

  • 1
















böyle yemekli,pastalı biloglar görüyorum eşrafta. efenime söyliyim yok fındık serpiştirmişler kurabiyelerin üstüne felan. ben de annemin yolda yersin yavrum deyü koyduğu tahinli kurabiyelerin fotoğrafını çekiciim. ama o zamana kadar savoy pastanesinin milföylü pastası ile idare edin. bayanlara tavsiye ediyim mi etmiyim mi bilemedim. şimdi kaç k olduğunu hesap mı etmek lazım ? afiyet şeker bal olsun.

0bama

  • 0
malumunuz amerikalardan obama geldi ülkemize. kendisi hakkında kişisel görüşlerim nötr. ancak çevreme, otobüsteki tokio hotel bileklikli delikanlı ile başörtülü kızın konuşmalarına,
televizyona, chpnin/akpnin/mhpnin temsilcilerinin gözlerindeki ışıl ışıllığa,
internette, gazetelerin okuyucu yorumlarında kendisi için sarfedilen sıfatlara
bakıyorum da nası sevilen adammışın be obama. sayende dersten de erken çıktık yollar tıkanır da karşılarda kalırız deyü.



ben derim ki gitme olm lan. kal burda seni kaan kuralla, murat kosovanın yanına nba stüdyoya yorumcu olarak koyalım hido de memo de playoff de. michelle ile çocukları da getittir, istanbulun yükselen yıldızı kartalda bi ev al kendine. hem bak kartal belediyeyi de chp aldı rahat rahat içebilirsin artık sahilde. güzel osmancık pirinci satan bi yer var çarşıda ordan ekonomik paketlerden alsanız iki üç ay yeter size. seni de etkilemek istemem ama gitmeden iyi bi düşün derim ussain. sağlıcakla kalm.

Ayşegül gotik

  • 0

gotik camiayla ilk tanışmam yaklaşık olarak, rock/metal grupları dinlemeye başladığım tarihlere tekabül eder. o zamanlardan bu zamanlara çok şey değişti. numetaller, himler geldi, anatema iyice melankolik olup ev ev dolaşmaya başladı nerdeyse. neyse diyeceğim o ki gotik camia da genişledi ve görüyorum ki hayatın her bir yanına girmeye başlamışlar. yemekteyiz isimli tadından yenmez programda gördüm bir kızcağızı. konsept uyarınca önce pazara gitti sebzesini neyim aldı. manavdan güzel kızımıza pembe bir yumoş hediye etmezler mi, ederler tabii. kızımız da meğersem pembeyi çok severmiş, her ne kadar hep siyah giyiniyor olsaymış da.

mutafağa gelindi. kızımız kendince ortalığı katop karıştırdı, kendinden müzik kariyerinden taksimde çıktığı bardan felan bahsetti bi ara. ne kadar güçlü bir sesi olduğunu söylerken kendine şebnemciğini örnek aldığını belirtmeden geçemezdi -ya da geçti mi. türkiye'de gotik olmanın, kendisine çevrilen gözlerin yargılar bakışlarından bahsedecekti belki, ben kanalı değiştirdim.

geri döndüğümde her gotik kızın yanındaki uzun saçlı erkek nerde diye merak ediyordum. çok da bekletmedi beni kereta. elinde gitarıyla giriverdi kapıdan. türkiye'deki her gotiğin içinde yerini aldığına inandığım küçük şebnem, küçük özlem çıktı ortaya geniş bir repertuarda eğlendirdi insanları.