Şirin Bir Sahil Kasabası aka Essaouira

Şirin Bir Sahil Kasabası aka Essaouira

  • 0
yaşı şiirlere konu olacak zamanları geride bırakmış, hayatını kenara çekip gelip geçeni izleyen insanlar var dünya üstünde. izledikçe, gerizekalıya bak, yıl olmuş ikibinonbeş benim bindokuzaltmışlarda yaptığım hataları yapıyor hala, ilerlemeyi geçtim de nasıl daha moron daha duyarsız olmayı başardınız böyle diye söyleniyor. sen kırıp döktüklerini, nasıl olsa toparlarım diye düşündükçe, o için için gülüyor sana.

beyaz yakalıların sevdiğini alıp bir sahil kasabasına yerleşmesiyle son bulan bir öğle yemeği daha geride kaldı bugün. açmayı istedikleri o restoranları açtılar ve çalışmadan para kazanmanın binbir muhteşem yolunu daha buldular. sonra biraz da siyaset dediler. kimisi savaştan kaçıp ülkeye sığınmış suriyelileri gerisin geri gönderdi, kimisi kürtlerin kökünü kazıdı. bir kısım patron, şirketleri için düşündükleri büyüme planlarını ağzından salyalar akarak bir kez daha anlatırken, allahın hintlileri yapıyorsa biz neden yapmayalım dedi. 
o kadar çabaladıkları halde birşeyin değişmediğini görünce mutsuzlandılar :( neyse ki birinin aklına sabah internette gördüğü çok ama çok komik bir vidyo geldi de onu anlatmaya başladı. başladı ama anlatınca da o kadar güzel olmadı. olmayınca olmuyor demedil neyse ki, mail attı sevgili iş arkadaşlarına -mail yerine geçen daha popüler bir ürün de olabilir- bu sefer hepsi güldü, bi tanesi biraz daha az güldü ama onun zaten başka bir derdi vardı. gibi gibi. yani. yanisi sorun yok. 
bir gün daha beyaz yakalıların çok orjinal olduklarını düşünmeleriyle geride kalıren, hala yavan bir resmin kopyası olmaktan öteye gidememişlerdi.

küçük şeyleri unutamayanlar, en geri hatıraları da unutamayanlardır. hafızalarının bu bahtsız kuvveti karşısında hiçbir memleket, hiçbir vatan tutamadan her yeri, her şeyi severek öleceklerdir. 

― Sait Faik Abasıyanık, Semaver 

bazen. ama sadece bazen. ilk önce bu konuda bir anlaşalım. diyorum ki. bazen yolda yürürken bir hissiyat geliyor. hayır, birisi elini cüzdanıma atmış gibi bir hissiyat değil. kafamı karıştırıyorsun. hani sen yoksun ya. yani, yoksun değil mi. bu konuyu netleştiremedik bir türlü. net olmak önemli. neyse. zaman her şeyin netleştiricisi. ne diyordum. hissiyat. nasıl bir hissiyat. şöyle; sanıyorum ki arkadan gelen bir sen var. bir ürperme geliyor, ince mi giyindiysem artık. niye mi arkadan? şimdi bir düşünelim. ne alakası var bunun söylediklerimle. kadının toplumdaki yeri mi dedin. tamam. o zaman benim anlatmak istediğim ne bunu bir ifade edeyim izninle. senin oralarda bir yerlerde olmanı istiyorum ki, öyle bir umudum var ki, evet hala, dönüp bakıyorum arkama. bakıyorum, bakıyorum... 

önceki durak, duvara kilim asarak ısı yalıtımının sağlandığı zamanlar. şimdi medeniyetin altın çağındayız. daha çok tüketebilelim diye, o kilimlerden akan derelere hesler kuruldu. şuncacık dereden çıkacak elektriğe muhtaçmışız ya. kilimlerdeki o derelerden su içen ceylanları da hobi için yaban tv'de avlıyorlar şimdi.
 
mavinin akdeniz iklim kuşağındaki sahil yerleşkeleri için bir özelliği olmalı ama çözemedim henüz. aramaya inandım ve tekrar burdayım. mavi boyalı kapılar bir nevi nazar veya kötü ruh savar olarak görülüyor imiş.



Hiç yorum yok :

Yorum Gönder