Hope for Humanity

Hope for Humanity

  • 0
Anarchy wears two faces, both creator and destroyer. Thus destroyers topple empires; make a canvas of clean rubble where creators then can build another world. Rubble, once achieved, makes further ruins' means irrelevant.

Away with our explosives, then!

Away with our destroyers! They have no place within our better world.
But let us raise a toast to all our bombers, all our bastards, most unlovely and most unforgivable.

Let's drink their health... then meet with them no more.
― Alan Moore, V for Vendetta
X noktasındaki kelebek bir kanat çırpınca y noktasında fırtına çıkabileceğine inanıyorsun da güzel kardeşim burda yaptığın aşırı tüketimin dünyanın dört bir yanında insanları yokluğa ittiğini anlaman niye bu kadar zor? 
Sırf sen artık anla diye bağzı şeyleri, boktan şafak sezer filmlerinin içine aşırı tüketimin sonuçları gibi konularla ilgili 25. kareler yerleştirdik. Şimdi bırak da beyninin hiç kullanmadığın kısımlarında kimyasal tepkimeler gerçekleşsin. 
Anlıyorum. Yediğin radyasyonlu fındıklar, içtiğin çaylar seni xavier'in bir öğrencisi değil de ebleh faşistler ordusunun yılmaz bir neferi haline getirdi ama artık vakit tamam. Dönüş!
 
Dünyaya başkan olsun diye, her türlü imkanı emrine sunarak yetiştirmekte olduğunuz çocuklardan bir sevgi kırıntısı bile göremeyeceğiniz yıllar yaklaşmakta. Antidepresan ilaçlarla beslediğiniz çocuklar sizi birbirinize kırdırırken, güzel bir akşamüstünü daha da güzel hale getiren meltem kulaklarınıza fısıldayacak, devletine karşı uslu bir çocuk ve lakin kötü bir insan oldun, sonunun ne olacağını sanıyordun ki..

Peter da bir sabah uyandı ve vücudunda bir değişiklik olduğunu hissetti. Tüm gece yerde yattığı için beli tutulmuştu, yavaş hareketlerle ayağa kalkıp çekmecenin üzerindeki gözlüğünü aldı. İçinde kötü bir his vardı. Amerika'da yaşadığı için elini yüzünü yıkamaya, işemeye felan odadan çıkmasına gerek yoktu. Hayatı boyunca amerika'da yaşamış olmasına rağmen anlamsız şekilde bu duruma sevindi ve o sevinçle odasının içindeki banyoya yöneldi. O anda karma devreye girmiş olacak ki ayağını sehpanın ayağına çarptı. Dünyanın uzak bir köşesinde çok normal olan bu yaralanma biçimi amerika'ya çok yabancıydı. Peki üst üste bu şaşırtıcı olayların Peter'ın başına gelmesi bir tesadüf müydü? Peter kafaya takmayan bir delikanlı olduğu için, bu soruların hiçbirine takılmadı. Takılmamakla da kalmadı şeffaf sarı renkte işediğini görünce sevindi gariban. Ama bir dakika yanlış bir şeyler dönüyordu, gözlüğünü takmasını rağmen dünyayı bulanık görüyordu. Bunu rahatsız edici buluyordu ama işerken aynaya dönüp kendisini izledi. Bunun yaşadığı durumu çözmekte bir yararı olmadığını anlayınca gözlüğünü çıkardı ve herşeyin netleştiğini gördü. Peki ama bu nasıl olurdu? Tamam pazar ayinlerine aksatmadan katılıyor, her gece yatmadan, okunmuş ekmeğini yiyip şarabını içmeden yatağa yatmıyordu. Ama.. Yine de.. Az önce içini saran kötü his yerini şaşkınlığa bırakmıştı. 
Dün gece yaşananlar ile alakalı bir durumlar olduğunu hissediyordu ama bir türlü neler olduğunu hatırlıyamıyordu. Derken May hala bağırdı aşağıdan. Kahvaltı hazır Peter, hadi uyuşukluğu bırak ve aşağı in!
 
Yukarıdaki fotoğrafta yer alanlar profesör xavier'in dersi kırmış mutant öğrencileri. Havaların ısınmasıyla gevşeyen gönül yayları onları camden'da bir iki bira içip, geleni geçeni kesmeye yönlendirmiş. İçlerinden birisi benim de yakın bir arkadaşım olur, kendisi dinlediği müziği yüz mimikleriyle çalabildiğini/canlandırabildiğini iddia ediyor.


Hiç yorum yok :

Yorum Gönder