• 0
üç boyutlu sinemadan babası çıksa yiyecek insanlar var. anneler kocalarınızı çocukların uzanamayacağı bir yere kaldırınız.

yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl sizlere kutlu olsun

  • 0
kutladık ve bitti. yarın da pazartesi. bugün hangi gün o zaman pazar, evet çıkarım yapmayı seviyorum. kelimelerin anlamlarından zamandaki yerimi saptayıp birşeyler söyleyebilmek güzel olmalı, birşeyler ama diğer insanlar tarafından da anlamlandırılabilecek birşeyler. mesela kalp diye bir organ bir de bunu temsilen kullanılan bir kelime var değil mi. cevap veriyorum, evet var. hah şimdi bir de bu organa insanlar tarafından atfedilen, sevgi/hoşgörü/misafirperverlik gibi güzel duyguları içerme anlamı var ya. evet var velakin bunun karşı tarafında nefret/301/gıybet gibi hadiseler de vuku buluyor bu güzide organda. doğru diyosun da geleceğim yer orası değil, kelime olan kalp sesli harf ile başlayan bir ek alınca noluyor, yumuşuyor değil mi. evet. bu bir kural değil mi. evet. ama bu organa sahip her insanda tvde, gastede gördüğü kaldırımda üzeri gaste sayfalarıyla örtülü adama karşı kurallı bir yumuşama eylemi neden gerçekleşmez. bu mu çıkarımın yani. evet yani sanki daha ilginç gibiydi ben içimden geçirirken ama yazıya dökünce yeterince ilginç olmayan şeylerle gerçekten ilginç olan şeyler farkını belli ediyor vesselam. sonsözniyetinegelsin, I could write a song I could write a letter/I could write a book about I don't know..

Tehlikeninfarkındamısınız?

  • 2


Uçakta (salonda) at yarışları yapılıyor. Sevgi birinci geldi, ben ikinci geldim. (Başka katılan olmadı.) Zarf kapama yarışında ikinci oldum, perdetakma yarışında ikinci oldum, bulaşıkyıkamada birinciyim. (Sevgi katılmadı.) Parakazanma yarışında dereceye giremedim. (Yanlış bayrak değiştirdiğim için diskalifiye oldum.) Evlilik yarışında cansıkıntısı birinci geldi. Çiçek yarışını, bir deve tabanı farkıyla kaybettim. Şimdi, Bilge'nin peşinden koşuyorum; gene ikinci geldim. Sonuca itirazlar oluyor. Yetişemiyorum. Her tarafa koşuyorum. Ben göğüslemeden, ipleri kaldırıyorlar. Neden bu yarışlara kalktın evladım? Şimdi inişe geçiyoruz albayım. Hayır. Hava boşluğuymuş. Atlattık albayım. Kameralar çalışıyor. ÖLÜM ne zaman sahneye çıkacak? Pencere de açamıyoruz. Tayyarede olmazmış. İnsanı hüüt diye dışarı çekermiş atmosfer.

Tehlikeli Oyunlar, sf. 146.
Oğuz Atay

Bugün Bayram Episode II a.k.a Midyat

  • 0
Previously on Bugün Bayram,.. Diyarbakır.

kaldığımızyerden devam. kaderin cilvesi yine yeni oyunlarıyla karşımızdaydı. mardin'de sürüsüne bereket turist kafileleri şehri arşınlarken kalacak yerleri de doldurmuş. bize de hani bana hani bana demek düşmüş. deneyişler sonrası mardin'den de midyat'a yolculuk. nar ekşisi duble güzel velakin neden getirmedik buralara ki. nar ekşisine dair foto yok ya aşağıdakinden buyurun. midyat için de little mardin diyollar doğru imiş, oralara gidince görmek gerekir midyat'ı da. türkiye'deki süryani nüfusun çoğu da midyat'ta imiş.

derken, tarihi mardin insanının misafirperverliğine de midyat'ta yediğimiz adana kebabçıda rastgeliyorum. yok bu resim ona dair değil, bu olsa olsa biz burda yabancıları sevmeyiz, olur. ya da, nasıl küçük nikita tarafından öldürülüp intihar süsü verildim.

bir düelloya davet edileceğimden korkarak uzaklaşırken ordan edgar allan poe'nun kuzgunuyla karşılaşıyorum.
and the raven, never flitting, still is
sitting, still is sitting
on the pallid bust of pallas just above
my chamber door;
and his eyes have all the seeming of a
demon's that is dreaming,
and the lamp-light o'er him streaming
throws his shadow on the floor;
and my soul from out that shadow that
lies floating on the floor
shall be lifted--nevermore!
diyor.

minareler süngü kubbeler miğfer camiler kışlamız müminler asker mi demeli, bilemedim. içimizdeki haçlılar.

çanak antenler kıbleye çevrilmiş, hiç aldırmadan salınan bir süryani kilisesi, kuşlar ve devlet konukevinin terasında iyice sıcamış bir ben.

devlet konukevine giden yolda, tehlikelerle bezenmiş yollardan geçeceksin. geri dönmenin eşiğine geldiğin anda bir bakkala denk geleceksin. su al ordan. ben biliyom geldik nerdeyse deme, gelmediniz netekim.

"Bir zaman, Eskişehir Hapishanesinin penceresinde, bir Cumhuriyet Bayramında oturmuştum. Karşısındaki lise mektebinin büyük kızları, onun avlusunda gülerek raks ediyorlardı. Birden, mânevî bir sinema ile elli sene sonraki vaziyetleri bana göründü. Ve gördüm ki, o elli altmış kızlardan ve talebelerden kırk ellisi, kabirde toprak oluyorlar, azap çekiyorlar. Ve on tanesi, yetmiş seksen yaşında çirkinleşmiş, gençliğinde iffetini muhafaza etmediğinden sevmek beklediği nazarlardan nefret görüyorlar, kat'i müşahede ettim. Onların o acınacak hallerine ağladım. Hapishanedeki bir kısım arkadaşlar ağladığımı işittiler. Geldiler, sordular. Ben dedim: 'Şimdi beni kendi halime bırakınız, gidiniz." demiş Said-i Nursi. bizimki de duymuş olacak ki hızlı adım uzaklaşıyor avludan.

ve karanlık bir geçit gelecek önüne.

korkma o geçide girmekten. milattan önce beşbin yılından beri girerler o yola. ve güneşe taptıklarından beridir bilirler ki, o yolun sonu aydınlık.

tu bi kontinyud..

The Walking Dead

  • 0

Wikileaks'in torrentlere belgeleri salıverdiği günlerden geçerken, milletçe birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var mı? yoksa komplo içinde komplo mu var, dream within a dream dermiş gibi. oyuna mı getiriyonuz lan bizi amerika, yoksa kafamıza bişeyler insepşınlıycan da onun yolunu mu yapıyon?

amaan koy g.tüne rahvan gitsin, zombilerle uğraşmadığımıza şükredelim biz en iyisi diyoor ve ekranlarımızı the.walking.dead.s01e05.hdtv.xvid-fqm.avi ye bağlıyoruz. o da nesi diyenler için ,fena bir dizi değil zombili felan zombi kültürüne yeni eklemeleri olacak gibi misal atlı kovboy polisi, belirtelim. yeni lost adı altında pompalanan diziler arasında çok büyük beklentilere kapılmadan haftada bir kere alınması tavsiyedir. prison break'in hatun kişisinin de burda olduğunu söyliyeyim, sevenine sevmeyenine. poster de pek güzel, bir şans verin derim.

Bugün Bayram Episode I a.k.a Diyarbakır

Nerdeoeskibayramlarartıkgenşlersadetatilolarakgörüyorbayramı felsefesine kurban edilmek pahasına, bingöl'ün karlıova ilçesinde ernestoculuk oynayan G. ile çıktığımız ufacık tefecik güneydoğu gezmesinin izlerini yayınlamaya diyarbakır ile başlıyorum.

diyarbakır'a gitmezden evvel de aklımızda gezmelerden çok yemeler düşüncesi vardı ki, annelik ansiklopedisi madde 253'de de belirtildiği gibi kahvaltı günün en önemli öğünüdür, biz de ilk olarak daha önceden istihbaratını topladığımız üzere kahvaltıcı mustafa'ya attık kendimizi. hasanpaşı hanı denilen bir han içinde bir iki kahvaltıcı ile beraber ikamet etmesine rağmen daha kalabalık olanı diyebilirim mekan için.

kırkyıldabir meydana gelecek kavurmalı yumurta tutulmasına denk gelmemiz gezi boyunca başımıza gelecek nice doğaüstü olayların işaretiymiş diyorum şimdi kaplanlı battaniyemin altından, ammia o zaman akıl edemedik tabii.

deriken, bir baktım yoksun der gibi, kahvaltının bitişiyle ortaya çıkan hüzünlü tablo ve gezi boyunca dillerden düşmeyecek vay ben nerelere gidemin ilk icrası.

diyarbakır, çin seddinden sonra dünyanın en uzun sur hattına sahipmiş cümlesi bir yerlerde okuyunca felan gayet etkileyici geliyor da üstünde yürümek benim için küçük bir adım bile değildi.

diyarbakır'daki son öğünümüzü de dicle manzaralı, hani on başlı ejderha köprüsü varya onun ordaki erdebil köşkünde geçirdik. akşama ait, sade uzaktan çekilmiş başarısız bir diyarbakır fotoğrafı var elimizde kanıt olaraktan. açıklama: fotoğraf makinemizden kaynaklı teknik aksaklıklar nedeniyle gezmeler boyunca bibip çıkırt seslerinin geçmişe göre oldukça az yankılandığını belirtmek gerek. dolayısıyla paylaşılabilecek materyaller de sınırlı kaldı yoğusam künefe manzaraları mı efenime söyleyim kaburgacı selim amca'dan kaburga dolması efektleri mi.. ama hele gidi diyarbakır ne de güzel bir yerdin sen romantikliğinde sözler edemeyeceğim ancak ne de güzel kavurmalı yumurtaydın sen diyebilirim. bir de özel harekat cipini görünce ahanda bir hareket olabilir diye diye kafa ütülediydim ya bir süre sonra hareketlenen ortam yine yeni yineden haklılığımı kanıtladı. bölgeyi bilen isimlerden kisvesi altında programlara katılabilir, açıklamalar edebilirim.

tu bi kontinyud...

gelecek epizodlarda neler mi var, mardin midyat hattı, gezi başlamadan önceye dönüyoruz ve erzurumda mahsur kalan katılımcılardan birinin yaşadıklarını dinliyoruz, diyarbakıra geri dönüş ve üniversite gençlerinin takıldığı mekanları son gününde keşfediş, G.'nin suratındaki ben biliyordum gülümsemesi ve belki daha fazlası belki daha azı.

Bir yıl daha geçerken

  • 0
Selam,
Bir yıl daha geçmek üzereyken, gastelerde tivilerde çıkacak olan bu yılını en on bilmemnesi haber vidyolarının ayak sesleri de yaklaşıyor. en on belgesel seslendirmecisi listelemesinde tuncel kurtiz ile tarkan'ın pozisyon paylaşmını merakla bekliyorum. derken. ben de kendi oluşturduğum değil ama kendi bulduğum diyelim bir onluk liste ile sezonu açıyorum. yalnız nolur ben bu listeyi buraya taşırken birileri de neden bu sene bu kadar kısa sürede bu kadar tatsız karpuzlarla başbaşa kaldığımızın cevabını arasın. neyse uzatmadan linkimi veriyorum. ahan da link. bu linke gidince ne olacak yoksa dedeler mi gelecek aman tanrıııım diye endişeye kapılanlar için gelsin. telaşa mahal yok. artık belgeseli de çekilince iyice geniş bir kitle tarafından tanınan, eserleri tıklanma rekorları kıran (yavan mod on) sokak sanatçısı (bkz. nevişahsınamünhasır) banksy'nin ikibinon yılı içersinde yaptığı eserlerden onluk bir kuple karşınıza çıkaceyk.
İzlemeye devam edin,
Tenks.

devam edenler için birkaç hediye daha. sosyal medyanın can damarları için yapılmış vintage veyahut retro olarak tabir edilebilecek bir dizi poster karşınızda;




su içmek vücudu yorarmı


hiçbirşey demesem de başlık olarak tek başına arz-ı endam etsen su içmek vücudu yorarmı ymış bloga acıyan bir arama motorunun bir oyunu mu bu yoksa anlamsal arama motorlarından birini g.t etmek için sorulmuş bir turist ömer sorusu mu (bkz. kompiter bu haftaki toto sonuçlarını versene)
yazar burda zzzt erenköy mü demek istiyor yani peki kime sesleniyor bana mı bu kadarı da fazla ama ne dememi bekliyor ki benden Listen and learn, let your heart lead you and you will find the solution's near gibi birşeyler söyliyebilirim belki zorlarsam hoş bir şarkıda duymuştum onu da bir zamanlar bir zamanlarmış dün değil miydi o ağzında hiç düşürmediğin küfürün kulağında aypodun otobüste giderken dinlediğin şarkı nostalji yapma isteğinin tavan yaptığı zamanlardan mı geçiyoruz yoksa bir ben miyim bence sende pancurlu karanlık bir odada bulunmanın verdiği etkiler var çık biraz hava al dolaş gez toz peki şimdilerde yapılan g.t kadar balkonlu evlere karşı tepkilerim de mi bundan nerde o eski ahşap evler allasen illa ahşap mı olmalı güzel evler illa çengelköyde mi olmalı fiko'yu biliyorsun sen de izledin zamanında çok mu mutluydu yani ahşap evi vardı diye sığ düşünceler içinde boğulacak gibi hissediyorsan sadece ayaklarını sok önceleri bari en azından saçmalıyorsun yoksa You're alone in your bedroom Hiding from the world, staring at the ceiling uyumuşum rüyamda bir göldeyim tatlı suda yüzmek daha zordur diyorlardı doğruymuş ilkönce onu doğruluyorum ananem uyandırıyor tam yeni bir hipotez atackken ortaya gönülçelen başlamış john cage'in 4'33'' adlı eserinden bahsedince burjuva makamından eğitim görmüş müzik öğretmeni öğrencilerini ben bunu biliyom ki diye kıs kıs içiyorum çayımı bunların hiçbiri su içmek vücudu yorarmı sorusunun cevabı değil su deyince aklıma bir herakleitos bir de sibel can geliyor onlardan alıntılarla cevap veremem ama bu soruya Do you remember that time We were showing off our brand new flashy bikes

Gremlins

Yakın zamanda Gremlins'i tekrardan izlemiş biri olarak, Sci-fi channel'ın reklamı bir kat daha hoşuma gitti.



Hazır gelmişken, filmin herkese birşeyler öğretmesi gereken diyaloglarından birini buraya koymadan da olmazdı.
Billy Peltzer: Do you ever get depressed on Christmas?
Kate: I don't celebrate Christmas.
Billy Peltzer: Are you Hindu or something?
Kate: No, I just don't like to.
Billy Peltzer: What's not to like? I mean, it's a lot of fun.
Kate: God! Say you hate Thanksgiving, and nobody cares. But say you hate Christmas, everybody
makes you feel like you're a leper
.

minimalist yönetmenin süperkahraman günlüğü



bu ve daha fazlası için, thisisnthappiness