bir gün tecahül-i arif ile mecaz-ı mürsel ormana gitmişler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bir gün tecahül-i arif ile mecaz-ı mürsel ormana gitmişler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

zaman mefhumumu kaybettim, hükümsüzdür

  • 0
O zamanlar ki, evvel
kalbur kalbur samanları sakladığım
geleceğine inanarak yarınların
hiç gelmediler
parçalı bulutlu günler bile
ve her yaklaştığımı hissettiğimde
günışığından yararlanma kisvesi altında
bir süre daha ileri alınıyorlardı
otoriteler tarafından

kendi etrafındaki dönüşünü tamamlarken
incir çekirdeğini doldurmayacak hayatım
çok da uzak olmayan bir ceviz evreninde ise
insanlar ayaklanıyordu
bu kadar görecelilik de fazla

20.04.2011
  • 0


Artık kaçmasan ya benden beybi, neden böyle yapıyorsun ha neden?
Ah sevgilim, uzaklaşmak zorundayım senden buralardan gitmeliyim. çünkü.. çünkü eğer daha fazla yakın durursam sana. benim de sevilebilecek yanları olan bir insanoğlu olduğuma dair düşünceler gitgide kuvvetlenecek kafamda. ve..
Neden bahsediyorsun sen, şapşal şey. şimdiye dek tanıdığım en şeker şeysin sen :)))
Sözümü kesme lütfen. Zavallı hayatım boyunca çevremde beni dışlayan insanlara karşı duyduğum öfkeyi, öldürme isteğini dizginlememin tek sebebi, kafamda devamlı vızıldayan, benim dünya üzerinde sevilmeye değmeyecek yegane insan olduğuma dair düşüncemdi.
Böylece hem kendimi özel hissediyor hem de içimdeki öfke fırtınasını dindiriyordum. Ama şimdi sen çıktın karşıma, bana çömlek kebabı bile yaptın. Ne bir özelliğim kaldı ne de öfke selimin önünde duracak bir bent.
Oooooy kıyamam ben sevgiliiime, üzdüler mi seni, kırdılar mı. canım yhaaaa :((
Verdiğin vereceğin tepkine s.kayım.

Sonrasında the killer inside me filminden alınmış sahneler tasvir edilir okuyucuya..

Henüz yazılmamış bir kitabın, başrol karakterinin neden böyle bir kiralık katil [bir nevi leon] olduğuna dair hikayenin fılaşbek kısmından.

Maksadımı Aştım

  • 0

bir pazar öğleden sonrasında,
yine yeni bir niyetle geçmişken bilgisayarın karşısına
ilginç bir olay geldi başıma
maksadım rubber isimli filmi ekleyebilmekti bloguma,
hızlıca açtım bilgisayarımı, şifremi tuşladım boşluğa
ama irkildim bir anda karşıma gelen anlamsız mesajla
maksadını aştın!!
bir anlık duraklamanın ardından mesajı kapatıp devam etmeye koyuldum sanal yolumda
açtım müzikçalarımı ve tarayıcımı ama ters giden birşeyler vardı
o anda farkına vardım çalmakta olan radyonun durduğunu, onun yerine devamlı aynı sesin tekrarlandığını düşük bir desibel ile,
maksadını aştın!!
iyice korkmaya başlamışken edgar allan poe'nun etkisinde kaldığımı tekrarlıyordum kendi kendime
sol yanımdaki açık pencereden bir karasinek girdi odaya,
kapağını açık bıraktığım boğaziçi kolonyası masadan devrilde ve odaya kokusu yayıldı
ve yine
tekrar bu kez telefonumdan yayıldı aynı kelimeler tüm eve
maksadını aştın!!
iyice çıldırmaya başladığımı düşünerek kendimi dışarı attım alel acele,
hızlıca terasa çıktım
gökyüzüne bakındım ne aradığımı bilerek ve orda çanak antenin üstünde gördüm
tam da bana gözlerini dikmişken
kuzgun'u.
  • 0
batı yakasında yeni sesler var
duy sesimizi
duy sesimizi

gizli öznelerin ayak sesleri

gasteler,
cümlelerin devrildiğinden, sistemin çatırdadığından bahsediyor
ordu bizi kurtar

dışardan bir ses
bizim zamanımızda edebiyatın bir edebi vardı, takım elbise giymeden giremezdin matbaa kapısından diyor yaşlıca
edebiyat insanın kendine yakışanı giymesidir

Gider

  • 2
x sonsuza giderken
ben,
oturdum
misafirden kalan
peynirli börekleri yedim
birinci vazifemi unuttum
ey büyük atatürk açtığın yolda gidemedim
bilinmeyeni bekledim,
kosinüspoliste

hz. muhammed ile atatürk denize düştüğünde kimi kurtaracağıma
bir türlü karar veremedim
  • 1


milli birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğum şu günlerde
sevgililer günü
kapitalist sistemin bir oyunu musun
sen?
  • 0
kaynayana kadar karıştır felsefesini benimseyerek 2012 londra olimpiyatlarına hazırlanıyorum, kısmetse disk(et) atacağım. kendi dalımda olmasa bile diğer dallarda dereceye girerim düşüncesindeyim.

Soğuk dışarıdan, yine soğuk eve giriş sonrası iç-ısıtma etkisi en yüksek çorba görevine tarhana çorbasını -bol acılı- tayin ediyorum.

yılın keşif meyvası dalında amasya elmasına ödülünü vermek için ... sahneye geliyor. alkış.

artık büyüdüm, pudingi kendim yapıp tencerenin dibini kendim yalıyorum.



bu aralar pek film izleyememiştim, dün akşam filmekimi programında duyup bir kenarlara not ettiğim moon isimli filmi izledim. gerty isimli kompüteri görünce filmde hemen elimden gelen sığlıkla hal9000 misali, bu robot bu adamın ağzını burnunu kırar dediydim ki yanıldım. dark side of the moon'un hasadını biçme düşüncesi de enteresanmış. yegane oyuncu sam rocwell başarılı. film de fena değil. hepimiz için bir de tanım cümlesi gelsin; Moon, district 9 benzeri hikayesini bilim kurgu seviyesinin bir level üstüne taşıma derdinde güzide filmi. film Yönetmeni duncan jones da david bowie'nin oğulcağızıymış.

nantucketlı arthur gordon pym'in öyküsü

  • 0


Bayramda beyefendinin Nantucketlı Arthur Gordon Pym ağzından yazdığı şah-ane- yazıtı okudum tez zamanda. Okumak isteyenler için ithaki yayınlarından yapılan çevirileri tavsiye edebilirim, gayet başarılı.

Ah! Eserlerinin ne kadar başarılı olduğundan, mükemmelliğe ne kadar yakın olduğundan dem vurmak istiyorum edgarcığım ama tek aklıma gelen million dollar baby. Susmam daha hayırlı olacak, ne dersin?

Haller

  • 0















kalbin halleri vardır dedi sahildeki şarapçı tam önünden geçerken. merak ettim bana mı diyor diye, devam etti.

şu an kalbinin e halindesin delikanlı,
ona yöneliyor kalbin
vücudunun kan dağıtım merkezi olmasa kalkıp gidecek
ve bir gün gelicek de
de haline geçecek işte o zaman
bulunma hali, tüm kalbin onda olacak
onsuz olamıyacaksın, anlıyacağın
işte o zamandan itibaren olanlar
den haline bir yolculuk, ayrılık haline
belki ölüm, belki de başka bir çift göz e haline sebep
orası biraz bulanık.

Islı

  • 0
günlerden ekinokstu yaşı otuza dayanmıştı başkahramanımızın \
dününün bugününden, bugününün yarınından tek farkı günlerin uzayıp kısalmasıydı hayatında \
o da "dünyaaa dönüyor sen ne dersen de günler uzuyor/kısalıyor farketmesen de" şarkısında söylendiği gibi kendiliğindendi \
uzun boylu ama kamburdu biraz, annesi o kadar demişti oysa ki düz otur kamburun çıkar diye \
istiklal'de o kalabalığın içinde yürürken bile, güzel kızla çarpışıp kitaplarını düşüremeyendi \
genelde kalabalık konuşmalara girmekten çekinen, çekilmediği zaman da itilendi\
kendini en çok tren garlarının o ferah o yalnız salonlarında rahat hissederdi, okuduğu kitaplardaki yan karakterler gibi \
hayatının en büyük macerası arkadaşlarıyla sabahladığı geceydi \
geceden arta kalan ise kafasını koltuğun kenarına vurunca çıkan "tak" sesiydi \
belki de o geceden kalan bir travmadandır, seçimlerde oy kullanacak iyimserliğe, o grupdaşlık ruhuna sahip olamamıştı hiç \
burda başkahramanımız için çok önemli bir noktaya dikkatinizi çekmek isterim \
diğer bütün konularda kendini sıradan ve yalnız hisserken, sadece ama sadece bu konuda farklı hissederdi kendini tümünden \
ama şansa bakın ki gene yalnızdı \
biraz başa saralım \
kışların soğuk ve karlı yazların sıcak ve kurak olduğu iklimlerden, kırkikindi yağmurlarının yaşandığı topraklarda yaşamıştı daha önce \
küçükken çok tatlıydı annesinin demesine bakılırsa, saçları sarı lüle lüleymiş her nasılsa \
yıllar geçtikçe kendini anadoludaki bi anadolu lisesinde "ben nasıl büyük adam olucam" şarkısının çıkışını beklerken buldu kendini \
saçları siyaha dönmüş, alabulus formatta kesilmiş, elinde stephen king'in bir kitabı \
üçüncü dünya savaşı çıksa kimle kimler anı saflarda olurun komplo teorilerini yürütüyordu sıra arkadaşıyla, ders edebiyattı \
failatün failatün ve biraz ileri saralım \
gece saat on'da ismi mavi, rengi mavi olmayan bir trenin sigara içilmeyen vagonunda okuduğu kitabın hayatını değiştireceğini sanırken acınacak haldeydi \
ama yolculuk yeni başlıyordu. \

rapçili metal

  • 0
sen beni bırakıp gittiğin zaman
dönmemişti kezban fransa'dan
belki öğrenmişti sosyete kurallarını ama dönmemişti daha
balık tutmaya gidiyoz biz diye çıktıysam da evden
misinama daha hiç çarpmamıştı balık
hava ağarmak üzereydi

geri geldiğinde
geçmişti
mars denen kızıl gezegenin
o dünyaya en yaklaştığı zamanlar
rapçili metal iyice sağlamlaştırmıştı yerini yurdumda
artık misinam yoktu, hele sapanım hiç yoktu
ama sen vardın
gidenlerin yerini doldurmazdın ama vardın
  • 0
balkanlardan mı geldi
içimdeki engellenemez hüzün
yoksa içimde biriken sıkıntı bulutlarının sonucu mu
içime akan yaşlar
nerden ithal ettim
bilemiyorum bu duyguları
ama çok sıkılıyorum senden hayat
  • 0
*iki çay söylemiştik, biri açık
keşke yalnız bunun için sevseydim seni

cemal süreyya

istanbul'dan...

  • 0
















çengelköyün o dar,
iki yanı da ahşap evlerle çevrili sokaklarında
adını haykırdıysam,
saatlerce
hani o sahilde çınarın altındaki çay bahçesinde
gastemi okuyup beklediysem seni
elimde bir paket cevizli baklava yanında iki çatal
artık sana doyduğumdan değil
çayımın gelmesini beklediğimden de değil
özlemimden
...

boşlukları doldurmak için 3 seçenek sunar kişi;

a.nerdesin be sosyalizm: tiradın radikal bitişi.
b.nerdesin be sevgili: yo! fuzuli style
c.nerdesin be süper baba: yukardakilerin hepsi gibi bir şık bu da.
  • 0
sabahın köründe kaynattığım ıhlamur
soğuyunca
ben kahvaltıyı hazırlayana,
köşedeki karadeniz fırınından ekmek alana
kadar
koştum tekrar mutfağa doğalgazın ısıtmayan gazını yakmaya
amma ayağımı giymediğim çorapla çarpınca kapıya,
işte o an döktüğüm öfke dolu
tek damla yaşı
bir de sen gidince akıtıyorum gözümden

her seferinde aldanıyorum
koşuyorum sana
tam tekrar ısınacakken ocağımız
ayağımı çarpıyorum bir yerlere
gitme diyemiyorum
kollarımı açamıyorum sana
sadece küfrediyorum hayata,
sen bana vurdun ya ben de sana..
diyorum
yokluğum sana armağan olsun

first breath after coma

  • 0
aralık ayının herhangi bir pazartesisinin
sabahının köründe
iç anadolunun en içindeki bir okulda
ayaz yakarken yüzünü
o koca kalabalık önünde
istemiye istemiye
"andımız"ı okurken, nefesi tıkanıp da
olmayan o virgülden sonra
deriiince
nefes alan çocuğun
virgüle sarıldığı gibi sarılmak istiyorum sana
bilmiyorum ki
olur mu, olmaz mı

keep on fallin'

  • 0
donmaya bu kadar az kalmışken
her zaman yaptığını yaptı
etrafındaki duvarları onardı
içi mutlak yalnızlıkltan donarken
bedenini biraz olsun ısıtmaya çabalıyordu hala

keep on fallin'
  • 0
ben uyumsuzluğumla hayatın akışına çelme takan,
ben o hep görmezden geldiğiniz 0.14,
evet benim o normal şartlar altında bile katı halde duran,
tüketim kültürü de tüketim kültürü diye elinden şekeri alınmış çocuk gibi ağlayan,

ben metaforun mutlak sıfır noktasına ulaşabilen yegane şahıs,
hiçbirşeyi beceremeyip herşeye kadirmiş gibi davranan

bir film izleyip hayatını değiştiren
sonra cayan,
geri dönebilmek için boşa çaba sarfeden

herşeye muhalifmiş taklidi yapan,
kendi kendinin nuh'u olup aşuresini de pişirebilen,
hem yeni hem eski

içinizdeki irlandalıyım ben
zararsızım.